tesettür ve felsefe toplumu konusu

tesettür ve felsefe toplumu konusu 

İtibaren, en azından Champagne’ın bir bölümünde yerel örf duralları bu “soyluluğun” ana “karnından” da geçebileceğini jtabul edeceklerdi). Ayna düşünce, daha kapalı bir biçimde, j260’a doğru Bilge Kral Alfonse’un emriyle yazılan büyük Kas-til^>a hukuku derlemesi olan Siete Patfidas’m bir bölümünün temelini de oluşturuyor gibi görülmektedir. Hem bu farklı metinler, hem de bu metinlerle uluslararası bir tarikat olan Temple kurak arasında mükemmel bir uyumun bulunması ve jine bunların hemen hemen aynı döneme tesadüf etmeleri son derece anlamhdır.tesettür En azından kıtada (çünkü İngiltere göreceğimiz gibi ayrı tutulmalıdır) üst sımflların evrimi temelde ajm ritme uymaktaydd’b
Kuşkusuz, hükümdarlar ve mahkemeler açıkça bu engeli koyduklarında hemen hemen bir yenilik yaptıkları duygusu taşıyorlardı. Şövalye yapılanlarm büydik bir çoğunluğu her zaman şövalye soyundan gelenler arasmdan seçilmişti.tesettür Giderek ayncalıklı hale gelen bir gmbun düşüncesine göre, yalnızca doğum (Raimon Luil’un ifade edeceği gibi “eski onurun devam etmesinin güvencesi” olan), silah kuşanmanm yükümlü kıldığı yaşam kurallarına uyma yetkisi verir gibi görünüyordu. 1160’a doğru, Girard de Roussillon’nn şairi “Ey Tanrım! Bir köylünün oğlundan şövalye yapmak durumunda kalan iyd bir savaşçı İçin bu ne kadar kötü bir ödüllendirme!” diye haykırmaktadır.”^ Bununla birhkte, bu karışmalar dolayısıyla yapılan yetinmeler bunların hiç de istisna olmadıklarını kamtlamakta-dırlar. Hiçbir yasa, hiçbir örf kurah bunları geçersiz kılmıyor-
ümtilııliones, C. I, s. 197, c. 10; s. 451, c. 20. -H. NlESE, Die Gesets^gebung der norm. Dynastie, s. 67.-MARCA, Marta Hisp., col. 1430, c. 12. -PAPON, Histoire generale de Provence, C. III, s. 423. -Siete Partidas, Part. II, C. XXI, 1, 2. -Portekiz için bkz. PRESTAGE, Chivahy: a series of ttıulit! te illustrate its historical signiftcance and civitiejng injluence, by members of King's College, London, Londra, 1928, s. 143. -Fransa için kaynaklar belirtilemeyecek kadar çoktur; bkz. PETIT-DUTAILLİS, L'essor des Etats d’Ocddent, s. 22 vd.
du. Aslında, bazen orduların oluştnrulabilmeleri içi^ hemen gerekli gibi görülüyorlardı; çünkü aynı sınıfsal a gılar gereği, atla ve baştan aşağı donanımlı olarak sav hakkı şövalye yapmaktan ayrı olarak algılanamiyordu de, Courtrai savaşı arifesinde, atlı birlik oluşturmak iste^^ Flaman hükümdarların, zenginlikleri gerekli koşum ve dojj nımları sağlamaya olanak tamyan bazı zengin burjuvaları jj, valye yaptıkları görülmedi Dolayısıyla, uzun sürede^
beri fiilen yalmzca kalıtsal olan ve bundan dolayı da birçoj güçlüğe maruz kalan bu statünün yasal ve kesin bir ayncali dönüştüğü gün, çağdaşları bunun çok açık bir biçimde b|. cinde olmasalar bile, aslında çok önemli bir tarihti, 0 donemde şövalyelik dünyasımn sımrlarında gerçekleşen dem toplumsal değişimler muhakkak ki bu denli sert önlemleriııoı. taya çıkmasının esin kaynağı olmakta önemli katkı sağladık,
XII.yüzyılda yeni bir güç doğuyordu: Kent soylukı» gücü. Büyük bir istekle senyörlükler satm alan ve çoğunlş kendileri ya da oğuUarı için “şövalyelik kıbcını” edinmeyh de küçümsememiş olan bu zengin tüccarlara bakan doğışM savaşçı kişiler, bunlarm kendi düşünce yapılarına ve yaşı biçimlerine çok yabancı olduklarını gördükleri gibi, şimfe dek soylu doğan kişiler dışmda kdıç ve ense tokaûyla şövıl yelik törenine aday tek grup olan servet şövalyeleri ya da set-yörlük görevlilerine göre sayüanmn fazlalığı nedeniyle de, çol daha kaygılandırıcı unsurlar olduklarım fark etmekten p kalmadılar. Ayrıca, Piskopos Otton de Freising’in anlatüllı-rından, Alman soylularmm Kuzey İtalya’da çok kolayca ğıtıldığım düşündükleri ve “mekanik soyluluk” olarak adlait dırdıkları şövalye yapma törenleri karşısmdaki tepkilerinil»!^ yoruz; Fransa’da da Beaumanoir, servetlerini topra^yî®”'' konusunda aceleci davranan yeni sımfın gelişiminin,
P. THOMAS, Textes historiques surLîlk, C. II, 1936, s. 237.
fıef saün almanın yeni zengini şövalye soyundan gelen bir kişiyle eşit kılmaması için, gerekli önlemleri almaya nasıl sev-kettiğini gayet açık bir biçimde gözler önüne serdi. Bu durum, bir sınıfın tehdit edildiği duygusuna kapıldığı zaman özellikle içine kapanma eğilimi duyduğu anlamına gelmektedir.
Yine de, tüm bunların ilke olarak aşılmaz bir engel oluşturduğunu düşünmekten kendimizi sakınalım. Bir güçlüler sımfımn, yaşamın yasası gereği ortaya çıkışı önlenemez olan yeni güçlüleri kendi içlerinden dışlamak zorunda kalmaksızın; bunun sonucunda da, toplumsal güç olarak mukadder bir zarflamaya mahkûm olmaksızın, mutlak anlamda kahtsal bir kast haline dönüşmesi mümkün değildir. Bunun için, feodal çağın sonunda hukuk düşüncesinde yaşanan evrim,tesettür yeni katı-lımlan kesin bir biçimde yasaklamaktansa çok sıkı bir denetim altma alma eğilimi benimsemişti. Eskiden şövalye olan herkes bir başkasım şövalye yapabiliyordu.tesettür XIII. yüzyüm sonuna doğm Beaumanoir’ın söz ettiği üç kişi de hâlâ böyle düşünüyorlardı. Kendileri şövalye olan bu üç kişi, yasal bir belge için, örf hukukunca zorunlu kıhnan aynı düzeyde bir dördüncü kişiye gereksinim duyuyorlardı. İş buna kalsm! Yoldan geçen bir çiftçiyi yakaladılar ve ense tokadı atarak “Şövalye ol!” dediler. Bununla birlikte, o tarihte bu eylem hukukun bulunduğu düzeyin gerisinde kalmıştı; ve bu anakronizm suçunun tam bedeli ağır bir para cezasıydı. Çünkü şövalye tari-katma üye olan birinin, eğer aday zaten şövalye so^mndan gelmiyorsa, başka birini tarikata alma yetkisi artık bulunmuyordu. Ancak böyle bir durum söz konusu olmadığında, şövalye yapmak hâlâ daha mümkündü. Fakat, o dönemdeki yaygın ortak kanıya göre, bu, örf kuraUarmm uygulanmasım olağanüstü bir yetkiyle kaldırabilecek tek otoritenin, Beauma-noir’m dediği gibi “yenilik” yapabilecek tek kişi olan krahn özel izin vermesi koşuluyla söz konusu olabiliyordu.
den beri Fransız kraliyet mahkemesi kararlan da bu di. Bu alışkanlık, kısa bir süre içinde Capet sarayinda^'|||^ hemen başlangıçtan itibaren soylu kılma mektubu adı müliürdarlık belgeleri biçiminde verilen izinlere dönüştü' (' kü, şövalyeliğe kabul edilme, aslen “soylu”lar arasına hakkı elde etmek anlamına gelmiyor muydu? Önlerinde j,* yük bir gelecek bulunan bu tür belgelerin elimizdeki ilk nekleri III. Phiüppe ya da IV. Philippe dönemine aittir, ^ zen kral, eski âdetlere uygun olarak, savaş alanındaki batice sur eylemleri ödüllendirmek için bu hakkını kuUanıyordu Tıpkı Yakışıklı Philippe’in, Mons-en-Pevele akşamı bir kasak şövalye yapması gibi.^^'^ Bununla birlikte, genellikle uzun i reli hizmetierin ya da yüksek bir toplumsal konumun onat lanması amacı güdülüyordu. “Soylu kılma mektubu” yalnıttj yeni bir şövalye yaratılmasına izin vermekle kalmıyordu; valye olma niteliği doğası gereği kuşaktan kuşağa geçtiği için, aynı zamanda yeni bir şövalye soyunun ortaya çıkmasına iı yol açıyordu. Sicilya yasaları ve uygulaması tümüyle benaı ilkelerden ilham almışlardı. Ispanya’da da aynı durum söı konusuydu. İmparatorluk’ta, gerçeği söylemek gerekirse, Baı-berousseün kanunnameleri hiç de böyle şeyler öngörmüyoı lardı. Ancak, başka yollardan biliyoruz ki, imparator sıradn' askerleri şövalyeler gibi silahlandırma hakkını kendinde yordu;^^^ dolayısıyla, kendisini, kendi yasalarının mutlak görünen yasaklamalarıyla kişisel olarak bağlanmış du. Aslında, sonraki hükümdarlardan itibaren, Sicilya yarım yüzyıl boyunca iki tacı birleştirecek olan hükümu^ etkilemekten geri kalmadı. 1250’de bağımsız latan IV. Conrad’dan itibaren. Alman krallarının, do|^ kaynaklanan nedenlerle bu hakka sahip olmayan kişil^*^’
tesettür sundu..