tesettür ve felsefe toplumu konular

tesettür ve felsefe toplumu konular 

tesettür diyorki Elbette monarşiler bu tekeb hiç güçlük çekmeden kur-maji başarmış değillerdi. Sicilya Kralı II. Roger’nin kendisi, La Cava manastırı başrahibi lehine bir istisna yapmıştı. Fransa’da, Beaucaire yargı bölgesi soyluları ve rahipleri, 1298’de hâlâ daha (ne kadar başarılı olduklarını bilemiyoruz) burjuvalardan serbestçe şövalye yaratma hakkına sahip olduklarım ileri siirüyorlardı.^^^ Özellikle üst düzey fief sahipleri güçlü bir direniş sergiliyorlardı. III.tesettür Philippe yönetiminde, krabyet mahkemesi, Flandres ve Nevers kondarına karşı, keyfî hareket ederek “köylüleri” (ashnda çok zengin kişilerdi) şövalye yapma suçundan açılan bir davaya bakmak zorunda kaldı. Daha sonra, Valois’lar dönemindeki karışıklıklarda, kraUıkça toprak sahibi kılınmış büyük hükümdarlar bu ayrıcalığı kolaylıkla ele geçirdiler. Doğal olarak imparatorluğun yetkileri dahilinde olan yeni gelenlere bu şekilde şövalyeliğe giriş yolunu açma hakkı, sonuçta çok sayıda kişi tarafmdan
paylaşıldı; 1281’den iübaren Strasbourg piskoposu gibi toprak hükümdarlarım^^^; hatta İtalya’da, 1260’dan itibaren Floransa gibi kent belediyelerini bunlar arasında sayabiliriz. Fakat burada söz konusu olan krala özgü hakların parçalanmasından başka bir şey miydi? Yalnızca krala engelleri kaldırma hakkı tamyan üke bozulmadan duruyordu. Daha vahim olan ise, sayıları kuşkusuz önemli miktara varan ve haksız yoUarla şövalye konumuna geçmek için fiilî dummdan yararlanan davetsiz misafirlerin durumuydu. Soylu smifi büyük ölçüde güç ve kendine özgü yaşam biçimine sahip bir sımf olarak varhğmı sürdürdüğünden, kamuoyunun ortak düşüncesi, kökeni ne olursa olsun bir askeri
rünü at sırtında tüketmiş bir savaşçının soylu sıfatuı, masına ve bunun sonucunda da şövalye yapılma hak^ etmesine, yasaya rağmen, hiçbir biçimde karşı Ardından, birçok örnekte olduğu gibi, birkaç kuşak bojuj’tesettür uzun bir süre kullanılmış olan bu sıfatın aileye ait ’ kimse karşı çıkmayı düşünmüyordu ve sonuçta, bu kullanmaları cezalandırmak için çabalayan yönetimlenn e|, de kalan tek umut, bundan yararlanmış olanlardan a2 da ok beUi bir miktar para alabilmekti. En az bunun kadar do^. olan bir başka gerçek de, uzun süren doğal gelişmeler son-, cunda ortaya çıkan fiilî kahtsaUığın hukukî kalıtsallığa döat. şümünü mümkün kılan şeyin,tesettür daha sert bir toplumsal d® tim kurma ve kaçınılmaz ve benimsenmiş olan smıflaraır; geçişi cezalandırma yoluyla düzenleme yetkisine sahip tek ^ olan kraUarm ya da hükümdarlarm iktidarlanmn sağlant maşıydı. Eğer Paris Parlamentosu orada olmasaydı ya dah rarlarım uygulamak için gerekli güce sahip bulunmasai kraUıkta en küçük soylularm bile kendi keyiflerine göre» valyehk sıfatı dağıtmaya devam ettikleri görülecekti.
Bu dönemde, sonsuz gereksinimler içinde bulunan ki kümetlerin elinde az çok para getirme makinesine dönüş® yen herhangi bir kurum yoktu. Şövalye yapma izni de 1# ortak yazgıdan kurtulamadı. Mühürdarhktan çıkan diğerk geler gibi bu kraUık mektupları da, çok seyrek rastlanan l® nalar dışında, bedava değillerdi. Hatta bazen kökenim kae' lamak zorunda kalmamak için para ödeyen insanlar da k yordu.^^® Fakat, şövalyeliği açıkça ticaret konusu haline miş ilk kral. Yakışıldı Philippe’miş gibi görünmektedir.!-de, Courtrai yenilgisinden sonra, kraUık serflerine özgüde lerini satmakla ve aym zamanda da soyluluk satm almali''
BARTHELEMY, De la qualification de chevalier, içinde “Re\oıe nobiliaire,” ktude sur les lettres d’amhlissement, içinde “Revue nobiliaire,” 1869, s. 205.
yenleri teşvik etmekle görevli l<j:allık memurları, tüm bölgeleri baştan başa dolaşülar. Yine de, bu uygulamanm ne Avrupa’da ne de hatta Fransa’da o andan itibaren yeterince yaygınlaşmış ya da çok geür getirmiş olduğu söylenemez. Daha sonraları, krallar hâzinelerinin düzenli gelirlerinden birini “köylülere kokulu sabun” sağlamakla elde etmenin ve vergi mükellefi zenginler de, bir kez belli bir miktar ödeyip soylularm hariç tutuldukları vergilerden kurtulmanın yoUarmı öğreneceklerdi. Fakat, XIV. yüzyıhn ortalarına kadar, devlet vergisinin kendisi gibi soyluların mah ayrıcahkları da son derece kötü tammlanmış olarak kalmaya devam etti; ve şövalye çevrelerinde (ki hükümdarlar kendilerinin de bu gruba mensup olduklarımn bilincindeydiler) çok güçlü olan dayamşma duygusu, hiç kuşkusuz, kan soyluluğuna hakaret olarak düşündükleri bu lûtufları arttırmaya izin vermedi. Kahtsal şövalye olanlar kapılarım mutlak olarak kapatmamışlardıysa da, söz konusu çevrelere giriş kapısı ancak yarım açıkü ki, buradan geçmek, eskiden olduğundan ya da gelecekte olacağmdan kesinlikle çok daha zordu. En azından Fransa’da XIV. yüz)ilda patlayan şiddetli soylu karşıtı tepki bundan kaynaklanmıştır. Hedef olduğu saldırıların şiddetini anlamak için, bir sımfın güçlü bir yapıya ve birçok konuda tekele sahip olmasından daha çarpıcı bir kamt düşünülebilir mi? “Soylu olmayanların soylulara karşı başkaldırısı”: Köylü ayaklanmaları sırasmda hemen hemen resmî bir kuUamma sahip olan bu söz açıkla-, pcıdır. Çarpışanların listesi de en az bunun kadar açıklayıcıdır, Zengin bir burjuva ve güzel kentlerin birincisinin yöneticisi olan Etienne Marcel, kendisini açıkça
tesettür ması şaşırücıydı?°^ Bu gecikme iyi hizmet etmek içj tam donanımı sağlamaya yarar gibi göründüğünden, p
Auguste’ten Yakışıklı Philippe’e kadar Fransa krallan ailesine mensup tebaalarını bu töreni yapmakla zorunj maya çaba gösterdiler. Fakat, pek de başarı sağlayaD,^
para cezalarımn tahsil edilmesinden ya da ayrıcalık bet^ mn satışmdan malî bir kazanç biçimi oluşturma konusuuj yetersiz kalan İcraliyet yönetimi, sonuçta, ufukta savaş 0^ belirdiğinde, sıradan silah sahibi olan herkesi orduya lay^^ mek zorunda kaldı.
XIII.yüzyıhn sonunda, evrim aşağı }aıkarı heryerltı mamlanmıştı.tesettür Bundan böyle kişiyi soylu yapan şey, genel büyük masraflara yol açtığı için en azmdan kideler taıabi iyi gözle görülmeyen ve sıradan bir formalite düzeyine m olan şövalyeliğe giriş töreni değü; bundan yararlanılsın ya yararlanılmasın, kahtsal olarak bu rimelden yarar sağlama diasında bulunabilme kapasitesine sahip olabilmektiı. Be manoir, gentilhomme şövalye soyamdan gelen kimseye leı diye yazmaktadır. Ve 1284’ten kısa bir süre sonra, İta kraUarımn mühürdarhğı tarafından şövalye soyamdan gyl miş olan bir kişiye verilmiş en eski şövalye yapma im çırpıda ve hiçbir koşul koymaksızın, bu kişinin tüm nesi “iki soy çizgisinden birine göre soylu olan kişilerin kulis geleneğine sahip oldukları ayrıcahklardan, haklardan ve şıklıklardan” yararlamr hale getirmektedir.^®^
III.SOYLULUK HUKUKU
Cinsiyet farkımn izin verdiği ölçüde soylu erke» olduğu gibi soylu kadınlar için de geçerli olan bu şekil^*
Annaks Cokmenses max. içinde rV, C. XVII, s. 845.
^2 BARTHELENfY, Etvde surks kttres d'anoblissement, s. 198.
turulmuş soyluluk hukuku, ayrıntılarda, ülkeden ülkeye belirgin bir biçimde değişiyordu. Öte yandan, çok yavaş gelişen bir süreçte ortaya çıkmışü ve zaman içinde önemli değişikliklere uğramıştı. Burada, XIII. yüzyılda belirginleşen en evrensel özelliklerini belirtmekle yetineceğiz.
Geleneksel olarak, vasallik bağları üst sınıflara özgü bağımlılık biçimiydi. Fakat başka konularda olduğu gibi bu konuda da, fiilî durum yerini hukukun tekeline bıraktı. Eskiden bir kişi vasal olduğu için soylu sayılıyordu. Artik, kavramların sırası gerçek anlamda ters yüz edilerek, eğer bir kişi zaten doğuştan soylular arasında yer almıyorsa, ilke olarak, vasal olması (bir başka deyişle askerî fief ya da “serbest” fief elde etmesi) imkânsız kılmıyordu. Bu, XIII. yüzyılın ortalarma doğru yavaş yavaş her yerde kabul edilmiş bir durumdu. Bununla birlikte, eski ailelerin genellikle sıkmtısmı çektikleri para gereksinimi gibi burjuva servetinin artışı da, kuralm tüm katüığı içinde uygulanmasınm sürdürülmesine olanak tanımıyordu. Yalnızca her zaman dikkate aimmayan (ve bu nedenle soyluluğun birçok kez kötüye kuUanümasına yol açan) uygulamada değil, hukuk alamnda da istisnalar öngörmek gerekliydi. Bu istisnalar, bazen soylu bir anneden ve soylu olmayan bir babadan doğan kişiler lehine işletildiği durumlarda olduğu gibi, genel olarak uygulanıyorlardı.^®^ Ama özellikle kişiye özgü istisnalar da söz konusuydu. Bu sonuncular, bir kez daha, toplumsal düzendeki benzer anormallikleri meşrulaşttrabilen tek güç olan ve asla inayetlerini karşüıksız dağıtma geleneği bulunmayan krallıklara yarar sağladı. Fief genellikle bir senyör-lük olduğu için, sıradan insanları yönetme yetkisi, bu aykırılıklar dolayısıyla, soyluluk niteliğiyle olan bağlarım koparma eğilimi taşıyordu. Buna karşın, fief vasalin vasaUerinin bağımlılığım da içerirse ne oluyordu? Eğer bunlar soylu sımfına
tesettür sundu.