tesettür ve felsefe toplumu konu
tesettür diyorki Yapısında hile ve şiddet bulunan şövaly^ebk gerçeğinin, her zaman bu özlemlere yanıt vermenin çok uzağında bulunmasına nasıl şaşırabibriz? Öte yandan, ister “toplumsal” ahlâk, ister tamamen Hıristiyan kuralları açısından olsun, bu değerler listesinin biraz kısa tutulmuş gibi görülmesini gözlemlemek eğiliminde miyiz? Bu somlarıolacakür. Kilise teorisyenlerinden ya da kural koyucu^^' laik halk diliyle yazan yazarlara geçildiğinde, şövalyelii;'^ demlerinin listesinde oldukça kaygı verici bir azaltmam^ pilmiş olduğunu kaydetmek çok daha önemlidir. Chretitn^ Troyes, kendine özgü abartma tarzıyla, “Tann’nın yarat,, ve arzu etmiş olduğu en yüksek tarikat, şövalyelik taribti(iı< der. Fakat, bu tumturaklı girişten sonra, silahlandırdığı (j^y kanlıya prudhommivi tarafından verilen öğüderin şaşıma oh de zayıf olduğunu da itiraf etmek gerekir. Gerçeği söykınji gerekirse, belki de Chretien, bir yüzyıl sonra IX. Louis’m; çevresinde moda olacak, dinsel duygulardan etkilenmiş 'prudbomme”\vkX2n çok, XII. yüzydda büyük hükümdârknî sarayındaki “cortoisid'’yi temsil etmektedir. Eğer bu aziz şövi yenin (Louis IX) yaşadığı aym çağ ve aym çevre, Guilkım: Durant’ın VonüfıcahridiO. derlenmiş ve heykeltıraşlarm Ck res manastırımn kapısına ya da Reims manastınnın arlai varma yonttukları taştan şövalyelerin dinsel ayinlere işb açıklamaları gibi sunulan soylu duamn doğuşuna neden oldularsa, bu kuşkusuz hiç de bir rastlantı eseri değildir. Bu duaıs şöyle denilmektedir: “Aziz Efendimiz, her şeye muktediıBı bamız...tesettür Sen ki, bu dünyada zalimlerin kötülükleriniortadıs kaldırmak ve hakkı savunmak için kıhç kullanma iznini k şettin; sen ki, halkı korumak için şövalyelik tarikatının \d-maşım istedin... işte karşında duran hizmetkârınınÜb® iyiliğin buyruğuna sokarak, bu kılıcı ya da bir başbsınılıak® yere kimseyi yaralamak için değil; fakat her zaman yalfliz^ Doğru’yu ve Hakh’yı savunmak için kuUanmasım sağla.” Böylece Kilise, ideal bir görev vererek, iyi örgütlen®' bir toplumda gerekli parçalardan biri olarak algılanan ve f derek “silah kuşanmış” şövalyeler topluluğuyla özdeşleşen^ savaşçı “tarikat”ın varhğını meşrulaştirmayn tamamlamıştı.^' sonçon’a özgü ayin dualarından birinde, “İlk
tüm doğadaki insanlar arasında üç derece oiuştman Yüce Tanrı" sözü okunmaktadır. Bu, aym zamanda, bu sımfm uzun bir süreden beri fiilen hissedilen toplumsal üstünlüğünün meşruiyet kazanmasım sağlıyordu. En Ortodoks metinlerden biri olan Ordene de Chevalerie, onları, rahipler hariç olmak üzere öteki tüm insanların üstünde onurlandırmamn uygun olduğunu söylemez mi? Lzıncelot romam, daha nobranca bir üslupla, şövalyeliğin nasıl “zayıfların ve güçsüzlerin güvenliğini sağlamak üzere” kurulduğunu gözler önüne serdikten sonra, tüm bu edebiyatta ortak olan simge düşkünlüğüne uygun bir biçimde, şövalyelerin bindikleri atları “haldi bir yönetim” alünda tuttukları “halk”ın simgesi olarak gösterecek denli ileri gitmez mi? “Çünkü, halkın üstüne şövalye oturmalıdır.tesettür Nasıl ki at mahmuzlanarak denetlenir ve üzerinde oturan, atı kendi istediği yere götürür, aynı şeldide, şövalye de halkı istediği gibi idare eder.” Daha sonra, Raimon LuU, doğru yasaya uygun olarak, şövalyenin “refahını” sağlayan şey, adamlarının “yorgunluk ve acıları”dır derken, Hıristiyan duygularını indttiğini hiç düşünmeyecekti.^®^ Eğer soyluluğa özgü bir düşünce tarzı vardıysa, büyük ölçüde, en dar anlamıyla soylu sınıönm gelişmesine uygun bir ortam hazırlamıştır.
Kutsal Topraldar’daki kolonilerin savunulması için 1119’a doğru kurulmuş olan Temple (Tapmak) Tarikatı içinde giysileri, silahlan ve mertebeleri farklı olan iki savaşçı kategorisi yer alıyordu: Üstte “şövalyeler”,tesettür aşağıda sıradan “çavuşlar”-beyaz pelerinlilere karşı kahverengi pelerinliler. Hiç kuşku yok ki, başlangıçtan beri bu karşıtlık askere alınanlar arasındaki toplumsal köken farklılıklarına tekabül ediyordu. Bununla birlikte, 1130’da kaleme abnmış olan en eski Kjira/hu konuyla ilgili hiçbir belirlenmiş koşul içermiyordu. Kamuoyunun bir çeşit uzlaşısı sonucunda ortaya çıkan fiilî durum, bu rütbelerden birine ya da diğerine kabul edilme konusunda belirleyici oluyordu. Bir yüzyıldan biraz daha fazla bir süre sonra, ikinci Kural, tam tersine, tamamen hukuksal bir katıhk içinde tutum takımyordu. Beyaz pelerin giyme iznine sahip olabilmek için, ük önce, taüp olan kişinin, daha tarikata girmeden şövalye yapılmış olması zorunluydu. Fakat, bu büe tek başına yeterli değildi. Ayrıca, “şövalye oğlu ya da babası taralından şövalye soyundan gelmiş olmak”; başka bir bölümde söylendiği gibi bir başka ifadeyle belirtilecek olursa, ''gentil-^ommİ' olmak gerekiyordu. Çünkü yine metinde belirtildiği
gibi, yalnızca bu koşullar altinda bir adam şövalyelik n “almalı ve alabilmelidir.” Dahası da var. Eğer Tarikat’,^ katılan kişinin şövalye olduğu konusunda sessiz kalarak'^ vuşlar araşma karışması durumuna rastiamrsa ne mi du? Gerçek bir kez ortaya çıkarsa, zincire vuruluyot^^İ XIII. yüzyılm ortalarında, keşiş-askerler arasında bile, gon| olarak alt zümreye katılmayı büyük bir suç olarak kabul kast gururu, Hıristiyan alçakgönüllülüğünün önüne geçiy^. du. 1130 ve 1250 ya da civarları: Öyleyse, bu iki tarih araju, da ne olmuştu? Şövalye olma hakkımn kalıtsal bir ayrical| dönüşmesinden başka bir şey olmamıştı.
Yasama geleneğinin hiç ortadan kalkmadığı ya da den yaşama geçirildiği ülkelerde, düzenleyici metinler yeni i)j hukuk belirlemişlerdi. Frederic Barberousse’un 1152 tarili barış kanunnamesi, “köylülerin” kılıç ve mızrak (şövalyeb ait silahlar) taşımalarmı yasaklarken, yakuzca kendisinden önce ataları da şövalye olmuş kişileri “meşru şövalye” olarakta-nımaktadır; 1187 tarihli bir başka kanunname ise, çiftçi oğul larma şövalye yapılmayı açıkça yasaklamaktadır. 1140’taniti baren Sicilya Krah II. Roger; 1234’te Aragon KralıLJaccıucs; 1294’te Provans Kontu II. Charles şövalyeliğe yalnızca şövalye soyundan gelenlerin kabul edilmelerini emrederler. Fit sa’da bu konu söz konusu dönemde henüz yasalarda j£i almıyordu. Fakat, Sakıt Louis’nin hükümranlığında kraif' mahkemesi kararları bu konuda kesindi, tıpkı örf hıM'“ gibi. Kralın özel inayeti hariç, eğer şövalye yapılan kişiniol»' bası ya da erkek soyundan ataları daha önceden şövalye ğülerdiyse, hiçbk şövalye yapma töreni geçerli sayılmayaci' (belki bu tarihten, ama her halükârda biraz daha son
250 Eski kural: G. SCHNÜRER, Die urspriingliche Templemgel, 1903. -Kuralın Fnnsızo'sı ^' CURZON, La rigle du Temple {Soc. de l’hist. de France), c. 431; 445; 446; 448. kan üyeleri için 19 Eylül 1262 tarihli genel düzenlemeye göre benzer kurallar.
