tesettür ve felsefe toplumu bilgiler
tesettür diyorki Ei Esthari, c. 359. Şövalye yapma töreninin dinsel yönü şimdiye dek yetersiz araşnrmalann konusu oldu. Kaynakçada, başvurduğum eser ve serlemelerin adını bulunmaktadır. Çok ilkel tur biçimde de olsa, bu ilk sınıflandırma denemesi, Strasbourg’daki meslektaşım Başrahip Mic-W Andrieu’nün benden esirgemediği yardımlarıKuzey Fransa’ya, İngiltere’ye ve hatta Otto’nun sarayinij, kişiyle zorla dayatilmış olduğu Roma’ya kadar hızla yaj! “Yeni bağlanılan” kılıcın kutsanması örneği çok uzakh,' yaygınlaştı. Aslında, bu kutsamanın, törenin yalnızca ilk maşım oluşturduğunu bilmek gerekir. Bu aşamanın ardmdaj^ şövalye yapma töreni kendine özgü biçimleriyle sürmekteyd Bununla birlikte, bu noktada yine Kilise etkisini göst^, rebiliyordu. Ergen çocuğu silahlandırma işi başlangıçta yj], nızca babası ya da senyörü gibi, daha önce bu sıfatı onaylan, mış bir şövalyeye aitti. Fakat bu işin yüksek rütbeli bir (| adamına emanet edilmesine de rasdamyordu. Daha Slb’da^ Karolenj hanedanından II. Louis’nin kıhç kemerini Papa Set-ge takmışti. Daha ileri bir tarihte, Fatih Guülaume aynı şeE de davranarak, oğullarından birini Canterbury Başpiskopo-su’na şövalye yaptırttı. Kuşkusuz, bu onur basit bir rahiptea-se birçok vasalin şefi olan Ktiise’nin hükümdarına verilecdt Bununla birlikte, papa ya da piskopos taşıdıkları dinsel törenin görkeminden vazgeçebilirler miy dinsel ayin tüm şövalye yapma törenine damgasını vurmay! davet edilmiş oluyordu.
Bu süreç XI.tesettür yüzyılda tamamlandı. Bu dönemde oluşturulan bir Besançon kilise belgesinde, birbirinden sade iki kılıç kutsama törenine yer verilmektedir. Fakat İkincisinden, görevli din adammm süahı kendisinin kuşanmak zorunda kalık-ğı açıkça ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte, gerçek anlam da dinsel bir şövalye yapılma töreni bulmak için, kuzeye, tam anlamıyla feodal kurumların çoğunun ilk doğduğu yer ol® Seine ile Meuse arasındaki ülkelere bakmak gerekir, Burî<l* en esk kanıtımız, Mayence derlemesinden ilham almakla hkte, yerel uygulamalara da bolca yer veren bir din adamı rafından yüzyılm başına doğru bir araya getirilmiş Reimnf letine ait bir kilise kitapçığıdır. Tören, Ren’deki özgünü miyle klıcın kutsanmas
mon de Monfort,tesettür iki piskoposun Veni Creator şarkısı esi ■ de İsa’ya hizmet etmek üzere silah kuşatükları oğlunun ye yapılma törenini Haçlı Seferi’ne katılmış bir kahrama^j yaraşır şekilde dinsel bir görkemlilik içinde gerçekleştirmiş^ Bu törene katılan Rahip Pierre des Vaux-de-Cernay, sözlo, nusu görkem karşısında anlamb bir çığlık atar: “Ey, yeni mo-da şövalyelik! Şimdiye kadar hiç duyulmamış moda!”Jeande Salisbury’nin tamkhğına göre, daha mütevazı olan doğrudan küıcın kutsanması olgusu, XII. yüzydın ortalarına kadar genel bir uygulamaya kavuşmuş değildi.^*^'^ Bununla birlikte, bu tarihte çok yaygınlaşmış gibi görülmektedir. Kısaca, Kilise esb silah kuşanmayı bir “kutsamaya” dönüştürmenin yollarm aramıştı. (Din adamlarmın kaleminde rastlanan bu kutsam sözcüğü, teoloji henüz daha skolastik katılığm oldukça uzağında bulunduğundan bu ad altında her türlü kutsama eylem lerini bir araya getirme isteği devam ettiği için, hiç de şaşırtıcı değildir.) Fakat bu çabasında tam anlamıyla başarı sağlayamamıştı. Bununla birlikte, bazı yerlerde daha fazla, bazı yerletde daha az olsa da kendisine pay çıkarabilmişti. Kilisenin çabala rı, bir topluluğa katüma rimellerine verdiği önemi işaret ede rek, şövalyeliğin üyelik gerektiren bir topluluk olduğu düşüncesinin canlanmasına büyük katkılarda bulundu. Ve tüm Hıristiyan kurumlarda olduğu gibi, efsanevi tarihlerin benimse tiimesi gerekiyordu ki, bu konuda da imdada ermişlerin yaşam öyküleri yetişti. Bir dinsel tören düzenleyicisi, “Ayinüe Saint Paul’ün mekmpları okunduğu zaman, saygılarını göster mek üzere tüm şövalyeler ayağa kalkmaktadırlar,
Paul bir şövalyeydi” demektedir.^^^
PoHcraticus, VI, 10 (ed. Webb, C. 11, s. 2.S).
»5 GUILİJVUMF. DURAND, VMtionak, İV, 16.
II.ŞÖVALYELİĞİN YASALAPU
Tüm bunlara rağmen, dinsel unsur bir kez işin içine karışınca, sonuçları yalnızca şövalye dünyasında dayamşma duygusunu güçlendirmekle sımrlı kalmadı. Aym şekilde, bu grubun ahlâk yasası üzerinde de güçlü bir etkisi oldu. Geleceğin şövalyesi kılıcını sunaktan geri almadan önce, genellikle kendisinden yükümlülüklerini belirleyen bir yemin etmesi bekleniyordu.^^*' Ancak, her şövalye yapılan kişi bu yemini etmiyordu, çünkü hepsi silahlarım kutsatmıyordu. Fakat, Jean de Salisbury^ ile birlikte Kulise yazarları, bir çeşit sözleşme benzeriyle, ağzmdan bu yemin çıkmamış olanların bile, yalmzca şövalyeliği kabul etmiş olmaları olgusu dolayısıyla “üstü kapak” biçimde söz konusu yeminle bağlanmış sayılacaklarını düşünüyorlardı. Yavaş yavaş bu şekilde oluşan kurallar diğer metinlere de girdiler; Öncelikle törenin akışı sırasında söylenen ve genellikle çok güzel olan dualarda; daha sonra da kaçınılmaz değişiklikle laik dilde yazılmış çeşitli metinlerde yer aldılar, Bunlardan biri, 1180’den kısa bir süre önce, Chretien de Troyes’un VercevatvsA\\ ünlü bölümüdür. Ardından, bir sonraki yüzyılda, uyaklı bir roman olan Lumcelof nun bazı sayfaları; Almanca ^‘‘Minnesanğ’d'a. “Meissne/’ parçası; nihayet ve özellikle Şövalyeliğin Kuralları ÇL’Ordem de Chevalerie) başbklı Fransızca didaktik küçük şiir de örnek olarak verilebilir. Bu sonuncu küçük eser parlak bir başarı kazandı. Kısa süre sonra, İtalyancası sonelerden oluşan bir divan biçimine sokulan ve bu haliyle Katalanya’da Raimon Lull tarafından taklit edilen bu kitapçık, OrtaçağTn son yüzyılları boyunca şövalye yapma türerimin simgesel yorumunu son noktasına kadar tüketecek olan ve bu aşırılıkları dolayısıyla
likte, bir zamanlar o denli yükseklere çıkarmış gibi ğü idealin kendisinin bile yavanlaştığını dile getiren çol ' gin bir edebiyata yol açtı.
Oysa, bu ideal ilk döneminde çok canlıydı. Erken tarii lerden itibaren sınıf bilincinin doğal ifadesi olarak geliştiıilç, davranış kurallarıyla çakışıyordu.tesettür Bunların başında, vasalleru bağklık kuralları (geçiş çok açık bir biçimde, şövalyeyi halâ vt her şeyden önce fıef sahibi vasal olarak gören Piskopos Bo-nizon de Sutri’nin Upre de la Yie Chretienni'mAt (Hıristiyaııcj Yaşamın Kitabı) görünmektedir) ve özellikle de soylu ve \ bar” insanların sımf kuralları geliyordu. Yeni “On Emir,tesettür”l)iı laik ahlâk kurallarından dinsel düşünceyle en uyuşabilecek! keleri ödünç aldı; Cömertlik, zafer ve tanrısal övgü (ihj) peşinde koşma; dinlenmeyi, acıyı ve ölümü küçümseme gibi.,, Alman ozan Thomasin, “tek derdi huzur içinde yaşamak olan kişi, şövalyelik mesleğini yapmak istemez” der.tesettür^ Fabı bu geçiş, söz konusu kurallar Hıristiyan bir renkle boyanarak ve dahası, şövalyeliğin içinde bulunan ve uygulamada genij bir yer işgal etmeyi sürdüren son derece din dışı bir yapıp sahip unsurları geleneksel birikimden çıkararak gerçekleşti liyordu; Saint Anselme’den Saint Bernard’da kadar birçok bağnaz rahip, şövalyelik kurallarının bu kırıntılarına karşı ti adamlarımn duydukları küçümsemeyi eski bir sözcük oyufl»-nu dillerinden düşürmeyerek ifade ediyorlardı:
“Şövalyelik eşittir zalimhk”; Şövalyelik erdemle# Kilise tarafından kesin olarak benimsenmesinden sonra, gi yazar artık bu denklemi tekrarlama cesaretine sabıp obb>' lirdi? Nihayet, bu şekilde arıtılmış eski kurallara, tamamenPi" hani kaygıların damgasını taşıyan başka kurallar eklenmiŞO’ Dolayısıyla, din adamları ve laikler, şövalyenin iman
287Der m/iche Gast, ed, Rückert, v. 7791-92.
288ANSELME, Ep. 1, (P.L, C. CLVIll, col. 1147). -S. BERN ARD, De laıtde >
bi olması gerektiği konusunda anlaşmışlardı; öyle ki, Philippe yuguste’ün değerlendirmesine göre, bu imana sahip olmayan 3Sİa gerçek bir ''prudhomme” olamazdı. Şövalye “her gün” ya en azından isteyerek ayine gitmeli; cuma günleri oruç tutmalıdır. Yine de, bu Hıristiyan kahraman, doğası gereği savaşçı olmap sürdürmektedir. Silahların kutsanmasından beklenen, her şeyden önce onların etkili kılınması değil midir? Dualar çok açık bir biçimde bu inancı ifade etmektedirler. Fakat şövalye, bu şeldide kutsanan kılıcı (kimse gerekli halJer-de kendisinin ya da efendisinin düşmanlarına karşı kullanmasını yasaklamayı düşünmese de) her şeyden önce haldi davaların hizmetinde kullanmak için abyordu. Daha X. yüzyıldaki eski kutsamaların bile sona ererken vurguladıkları bu tema, daha sonraki ayinlerde çok geliştirilmiştir. Böylece, eski savaş için ya da kazanç için savaş idealinde, yaşamsal önemde bir değişiklik olmuştur. Şövalye yapılan kişi, bu kılıçla, özellikle paganlara karşı Kutsal Kilise’yi savunacaktı. Dulları, yetimleri ve yoksullan koruyacaktı. Kötüleri takip edecekti. Laik metinler, bu kurallara, özel durumlarda izlenecek davramş kurallarına ilişkin başka bazı tavsiyeler de eklemişlerdir: Savaşta savunmasız kalan düşmanı asla öldürmemek; mahkemelerde ya da kamusal yaşamda doğru olmayan bir karara va da bir ihanete kaülmamak, eğer bunları önlemek mümkün değilse, Şövalyeliğin KuraUarı’mn alçakgönüllü bir biçimde eklediği gihi, koltuğunu bırakmak; nihayet, günlük yaşamın olayları karşısında bir kadına kötü tavsiyelerde bulunmamak, sıkıntıyla düşen bir yakmına “eğer yapabiliyorsan” yardım etmek gibi.
