tesettür ve felsefe toplumu bilgisi

tesettür ve felsefe toplumu bilgisi

 tesettür diyorki nemin hukuksal âdetlerinde, tokadın, hukuk sözleşu^ç gerçek taraflarından çok, genellikle tanıklarına gücünü nimsetmek üzere yapılan törensel hareketlerden biri oi(j ğunu biliyoruz. Fakat bu hareket törenin o kadar özünei| kindi İd, tüm tören geleneksel olarak onun adını aldı: “4, hemenf (tokat atmak anlamına gelen eski bir Germen fii| den türemiştir). İlk anlamı çok farklı ve tam anlamıyla rasyonel değilmiş gibi görünmektedir.tesettür Tokat atanın eliyle te. kat yiyenin bedeni arasında bu şekilde kurulan ilişki birindei) ötekine güç akımım geçiriyordu: Tıpkı piskoposun rahip ok cak din adammı takdis ederken aşkettiği şu diğer ünlü tolat gibi. Nihayet bir spor gösterisi töreni sona erdiriyordu, Yem şövalye atına atlıyor ve gidip bir mızrak darbesiyle pnk denilen kazığa bağlanrmş silah armasım deliyor ya da deriliyordu.
Şövalye yapma töreni, kökeni ve doğası itibariyle, açıkçı Antik dünya gibi ilkel toplumlarda birçok örneğine rastlanalı topluluğa giriş törenlerine bağlanır: Çeşidi biçimler altında ga-çekleştirilen bu uygulamaların hepsinin ortak amacı,tesettür delikanlıyı, yaşı dolayısıyla o güne dek dışlanmış olduğu erginler topluluğunun tam üyesi düzeyine çıkarmaktır. Germenler’dek törenler savaşçı bir uygarbğın görünümüne uygun olarak y pılmaktaydı. Öteki özelliklerden başka (daha sonra İngilteıs' de şövalye yapma törerderinin aynimaz parçası olacak saç kesme gibi), bu törenler, esas olarak, Tacitus’un yazdığı ve bfl metinlerden istilâlar döneminde de sürdüğü anlaşılan silabh-rın tesHm edilmesini içeriyordu. Germanik tören usulleDÜf şövalyebk töreni usulleri arasında bir süreklilik bulunduğu kesindir. Fakat, ortamın değişmesiyle birlikte, eylemin de toplumsal anlamı değişmiştir.
şantna töreni herkesin bakiciydi. Buna karşın, bilindiği gibi feodal toplumun özelliklerinden biri, her şeyden önce askerî vasallerden ve şeflerinden oluşan profesyonel savaşçılar grubu kurmaktı. Bu eski törenin uygulanması doğal olarak artık pkuzca tam anlamıyla asker olan bu grupla sımrlandırılmak zorundaydı. Gerçeği söylemek gerekirse, bu dönüşüm, zaten çok belirsiz olan toplumsal dayanağı kaybetme tehlikesini yaşıyordu. Eskiden bu tören, bir adamın halka katılmasına hizmet etmişti. Oysa artık, eski anlamıyla (özgür insanlardan oluşan kent) halk yoktu. Yani bu tören, bir sımfa katılmaya hizmet etmeye başlıyordu. Fakat bu sımf behrienmiş sınırlardan henüz yoksundu. Bazı yerlerde bu uygulamanın ortadan kalk-ağı görüldü; örneğin Anglosaksonlar’da bu durumun yaşandığı sanılmaktadır.tesettür Frank örf hukukunun geçerh olduğu yerlerde ise, tam tersine, söz konusu uygulama uzun bir süre ge-nelleşmeksizin ve hiçbir biçimde zorunlu olmaksızın varhğım sürdürdü.
Daha sonra, şövalye çevreleri kendilerini “silahsız” kitleden ayıran ve onlardan daha üstün konuma yerleştiren şeyin ne olduğu konusunda daha kesin bir bilince sahip oldukça, aşağıdaküerden oluşan topluluğa resmi bir eylem yoluyla btılmayı kabul etme gereksinimi zorunlu olarak kendisini hissettirdi. Bu topluluğa yeni kabul edilmiş kişi ya “soylular sınıfında” doğup, yetişkinler toplumuna kabul edilme hakkım elde etmiş bir delikanh, ya da, daha seyrek rastlanmakla birlikte, iktidarı, gücü ve yeteneği sayesinde eski soylu üyelerle eşit konuma gelmeyi kısa bir süre önce elde etmeyi başarmış şanslı bir kişi olacakti.tesettür XI. ydizyıhn sonundan itibaren, Nor-mandiya’da büyük bir vasalin oğlu için “O bir şövalye değil” demek, onu hâlâ çocuk ya da ergenhk çağında olarak kabul etmekle eşdeğerdi.^®® Tüm sözleşmeler gibi hukuksal statüde- *
ki uim değişiklikleri de göze hitap eden bir eylemle sim^^ tirme kaygısı, kesinlikle Ortaçağ toplumuna özgü eğilb ' denk düşüyordu; Meslek loncalarına girişin genellikle bü,-^ pitoresk bir törenle gerçekleşmesi bunun kamadır. Bun,>' birlikte, bu biçimselliğin zorunlu kılınabilmesi için, statü ğişirrünin de aym biçimsellik içinde algılanması gerekivorıj; Bundan dolap, şövalye yapma törerıinin genelleşmesi, gerc^ ten de şövalyelik kavrarmndaki derin değişimin işareti olda Birinci feodal çağ botomca, şövalye sözünden anlaşıo; şey, öncelikle, kimi zaman fiili bir durum, kimi zamaa b kuksal bir bağ ile belirlenen ama her zaman kişisel olaa it statüydü. Şövalye denmesinin nedeni tam donanımlı bir t;: savaşıyor olmasıydı. Birirıin şövalyesi dendiği zaman, tefe aldığı söz konusu kişit'e bu şekilde süahlanrmş olarak birce etmek zorunda olan adam anlaşüıyordu. Oysa ki, arüknefe sahibi olmak,tesettür ne de yaşam biçimini belirleyen ve zorunlu ob rak biraz muğlak olan ölçüt, bu sıfatı hak etmek için tck; olacaktır. Aynca, bir çeşit kabul edilme de gerekeceknı. k dönüşüm XII. vüzyılm ortalatma doğru tamamlandı. II'.' öncesinden beri kullanılan dilde yaşanan bir dönüşüm vani sonucu kavramamıza yardım edecektir. Arak kişi yakü şövalye “yapılmamakta”; şövalye sınıfina “kabul edibürc dir”. Örneğin, 1098’de, Ponthieu Kontu geleceğin M. Lci sini silah kuşanmaya hazırlarken böyle söylüyordu.^’ SK kuşanmış şövalyelerin bütünü bir tarikat, ordo, oluşturnub dırlar. Asimda, bilginlere ve KiliseVe ait olan bu sözcûklfC başlangıçtan itibaren laiklerin dilinden düşmediğini görûfi' Bu sözcükler, en azından ük kullanıldıklannda, kutsal tanb' larla özdeş anlama gelme iddiasını asla taşımıyorlardı. Hıris^ yan yazarlarm Antik Roma’dan ödünç aldklan sözcük düğ' cığmda, kilise toplumunun olduğu kadar laik toplu^’^
^ Rec.Ju Hutor. Dt Frcmu, C. X\\ s. 187.
da bir bölümü anlamına geliyordu. Fakat, tanrısal plana uygun bir biçimde, sınırları açıkça çizilmiş bir bölümüydü. Gerçekte, bir kurumdu. Yalnızca yalın bir gerçeklik de değildi.
Bununla birlikte, doğaüstü simgelerin altında yaşamaya alışkın bir toplumda, başlangıçta tamamen din dışı bir nitelik taşıyan silah kuşanma töreninin kutsallık damgası taşımaması nasıl mümkün olacaktı? Her ikisi de çok eski olan iki âdet, başlangıç noktası olarak Küise’nîn müdahalesine hizmet ettiler.
Önce kıhcın kutsanması. Başlangıçta, bunun şövalye yapma töreniyle hiçbir özel ilişkisi bulunmuyordu. Bu dönemde, insana hizmet eden her şeyin, bu yolla, şeytanın mzaklarına karşı güvence altına ahnmayı hak ettiği düşünülüyordu. Köylü ürününü, sürüsünü ve kuyularım; yeni evh çift zifaf yatağını; hacı yolculuk bastonunu kutsatıyordu. Savaşçı da, doğal olarak, mesleğine İHşkin araçları için aym şekilde davranıyordu. Eski Lombard yasası, “kutsanmış silahlar üzerine” yemine yer vermemiş midir?^^^ Fakat, ilk kez silah kuşanan genç savaşçımn, hepsinden daha fazla benzer bir şekilde kutsanması gerekiyordu. Bu kutsanmamn temel özelliğini fiziksel bir ilişki ritüeii oluşturuyordu. Şövalye adayı, küıcım bir süreliğine sunağm üzerine bırakıyordu. Bu hareketin eşliğinde ya da sonrasında dualar ediliyordu. Bununla birlikte, daha çok erken tarihlerden itibaren, kutsamanm genel şemasından esinlenilerek, ük süah kuşanmaya ilişkin özel bir biçim yaratıldığı da görülmektedir. Bu, daha 950’den kısa bir süre önce, Ma-yence’taki Saint-Alban manastırında yazılan bir kilise kitapçığında yer almaktachr. Büyük bir bölümü daha eski kaynaklardan aktarılmış olan bu derleme kitapçık, tüm Almanya’ya, **
tesettür