tesettür tunik ve ahilik bilgisi
Akıllı, anlayış ve feraset sahibi olanlar, bu söylediklerimi?4ı;ı, insan yaratıklar arasında en faziletlidir, en şereflidirBazı âlimler ulû’l azm peygamberlerin adedlerini bir beyiue top^
Ben de bunu şöyle dile getirmiştim: ‘Ulû’l azm Nuhun ve*u !'N AzerA^e Mûsa ve Isâ ve habibu Mubammed/Salatım salevatun n^’‘\ mubeymin/Alâ ervabıbim fî küllî yevmin tucedded’
Anlaşıldı ki, kâinattaki mertebeler arastada insanın mertebesi ona dir. Hayır kazanarak en üst zirvelere ulaşır, hevâ ve hevesinin tabiatınaf"''' en aşağı mertebelere düşer
İnsan ruhunun kemâl ve noksanı hangi şeydir? Hayır ve şer ve şekay gaye nedir?
Bunun için insanın kendine ait özelliği olarak belirttiğimiz ‘Nutk’daa yemiz, akılla bilinen şeyleri anlayan, kuvvete ve fikir yürütüp tedbirdüşünu^ ye iktidarı olan, güzel ahlâk ve işleri, kötü ve çirkin olanlanndan aymelItu^^ güç sahibi olmaktır.
Ama akıl erbabına lâyık olan şudur ki, eğer keşf ve vicdan nûru ilebuîk, me ulaşmazsa hiç değilse onu imkân ve ihtimal mevkiinde bırakması ve ve nefy zâviyesine sürmemesidir. Nitekim fikir ve mütalâa erbabının önde jt. lenlerinden Ebû Ali İbn-i Sinâ demiştir ki: “Bir fikri iddia edenin iddiasını.i. lil getirmek seni ondan men ve defetmesin! Onu ihtimal mevkiine kov, Jp delilsiz bir şeyin nefy ve ibtâli görüşüne sahibolmak ayıp ve noksan olniahı delil uyannca hiçbir vecih olmaksızın muhalefet etmek gibidir’.
Şeyhlerin eşrafından Şihâbü’d-Din Sühreverdî, rûhânî nurlan ispatetmet te filozofların ileri gelenlerinden nakiller yaptıktan sonra derki; ‘Nasılyıldn. larda ve gezegenlerdeki hareketlerin varlığı cismânî gözetleme ile olurla,tı-cis ve Batlamyos gibi matematikçilerin açtığı yoldan hareketle, bunlar anlaşılabiliyor. Rûhânî nurların varlığı da rûhânî gözetleme ile olur. Eskiİıan, Mezopotamya ve Yunan filozoflan (Empedokles, Kermes, Pisagor, Sobaı, Eflâtun gibileri) keşf nûru ve tasfiye ile ayne’l-yakîn bu âlemi gömtüşletdı İtikad taliplileri ne kadar bunları taklit etseler, yine onlann gözünden uzakla olurlar’
jfinci kitap: Ahlâk ilminin izahını ve terimlerinin açıklamasını içine
Çalmaktadır (..)•
ilgilerin asılları şu dört huydur: 1. Hikmet (Bilgelik; sg), 2. Adalet sailuk: sg). 3. İffet (Ölçülülük; sg), 4. Şecaat (Yiğitlik; sg) (Görüldüğü
Ellâtun’un dört ilkesi, eksiksiz ve fazlasız aynen devam etmektedir, sg)
Şfcaat İçinde Olan Neviler
Şecaat nev’îleri onbir tanedir: 1. Vekar ve olgunluk, 2. Hadiseleri ,jşüsleme, 3. Gayret ve ideal yüceliği, 4. Sebat (Azim), 5. Hilm, 6. Ölçülü olmak-7-iyiliğe ve hayra adamak, 8. Tahammül, 9. Tevâzu, 10.
I Hamiyet (Fedakârlık; sg), 11. Rikkat (İnsanlık; sg) (..).
İffetin Nev’îleri
İffetin nev’îleri onikidir: 1. Haya (Ar ve namus; sg), 2. Rıfk (İncelik; sg),
I 3,Ahlâklılık, 4. Müsâlemet (Barışıklık; sg), 5. Arzuları dizginlemek, 6. Sabır, i ] Kanaat, 8. Vakâr (Ölçü ve olgunluk; sg), 9. Verâ (Samimî kulluk; sg), 10.
I Seha’da (Cömertlikte; sg) sekiz nev’î fazilet vardır: 1. Kerem (Çok cömertlik: sg), 2. Başkasını kendine tercih, 3. Bağışlama, 4. Mürüvvet (İleri in-! anlık: sg) 5. Yardımseverlik, 6. Yakınlara yardım, 7. Semahat (Cömertlikle fedakârlık; sg), 8. Malını başkasına terk etmek.
“Adalet”in Nev’îleri
Adalet içinde oniki nev’î fazilet vardır: 1. Sadakat (Saf dostluk), 2. Ülfet (Karşılıklı anlaşma ve sevişme), 3. Vefa, 4. Şefkat, 5. Sıla-i rahm (Yakınları ile ilgilenmek), 6. Mükâfat (İyiğe fazlasıyla karşılık vermek), 7. Ortak işlerde iyi davranmak, 8. Herkese karşı dürüst davranmak, 9. Yakın ve dostlarının sevgisini kazanmak, 10. Teslim (her şeyi ile İlâhî iradeye dayanmak), 11. Tevekkül, 12. İbadet (kulluk etmek)(..).
Adalet: Adalet, en şerefli fazilettir (..).
Adaletin Kısımları: Aristotalis adaleti üç kısma ayınnış ve her kısmı şu şekilde larif etmiştir: Birinci kısım: Hak Tealâ’ya kulluk borcunu yerine getirmektir (..),
Bazıları da şöyle dediler: İnsana lâzım olan hizmet, hemen HakTeaij'u,^ rubûbiyyetini ikrar, ihsanını bilip, kudreti yettikçe sitâyiş ve senâetmeğehiı^ met göstermektir (..).
Aristotalis bu görüşleri filozoflardan nakletmiş, yalnız birini tercih tijy miştir (Demek ki Ahi Evren, bu görüşleri Aristo’dan almış ve bunukendıt açıklıyor, sg) (..).
En doğru ve hakikate en yakın görüş budur ki, ibadet üç şeyden ibarettir 1. Hak itikad (Doğru inanış), 2. Sahih söz (Doğru söz), 3. Sahih amel (Mi bul amel) (..).
Bir kimsenin isteğiyle şekavet kazanmak için rezilet kesbeylemesi gaya uzak bir şeydir. Bu sualin cevabında üstad Ebû Ali b. Miskeveyh’denşöylclıt mütalâa nakledilir: Nefsin muhalif kuvvetleri vardır. Bazısı bazısının gereb ne aykırıdır. Mümkündür ki, bu kuvvet galip gelip, gereğini sahibine gikel gösterir, aklı gereğince kullanmaya kadir olamaz. O kuvvetin sureti kırılıpşiı reti gidince, kişi aklına döner, sahih fikre döner, işinin ve fiilinin çirkinliğİK vakıf olur (..).
Sual mevzuunun galatını tâyin, mugalâtayı hâl, fesat mahallini tâyindt mek olan tafsili cevap ise Hoca Nasiıî’nin (Ahi Evren’in) cevabıdır
Fazilet ve Saadetin Kazanılması İçin Yol Nedir?
Kemâle ulaştıran sebepler iki nev’îdir: Birincisi: Tabiat, İkincisi; Sanal
Malûm olsun ki, ahlâkı güzelleştirmekte en önemli vasıta ahlâk ilmidirU Ruhen sıhhat isteyen kişi ruhun şu üç kuvvetine bir tertip üzere bakmalıdır.İlkönce şehvet kuvvetinin (Burada, “şehvet” kavramının, bizim bugünkuHandı ğımızdan çok daha geniş bir anlamı olduğunu İbn Miskeveyh’in eserinde 4 görüyoruz, sg) fazileti olan iffete (ölçülülüğe; sg), ikinci olarak gazap kım( tinin fazileti olan şecaate (yiğitliğe; sg), üçüncü olarak temyiz ve idrâkkuvvı
innete (bilgeliğe; sg) yönelmelidir (..)• Bu üçü kazanılınca büyük fazilet de adalettir (doğruluktur; sg) (..)•
pevanum Sağlayan Ruhun Sıhhatini Korumak
ki, ruhun bir meleke olarak kazandığı faziletleri, inşası en önemli bir vazifesidir
Ifuruluna kadar yükseltilen , has dostlarından birine İskender bir
' duna ‘Padişahım belirtsin ki, kusurumu anlayayım’ der. İskender şu
‘ j^ndeni hep yükseltmiş, bende hiçbir kusur görmemişsindir. Ve şimdiye ; ^(ıjçbir hatamı söylemedin.
gıınu dinleyen dost ‘Yüce Padişahımız iyilikler ve faziletlerle süslü ve bü-^jyıplardan uzaktır’ deyince İskender bu sözü asla kabul etmediğini şöyle İdildin -‘Benim nefsimin ayıptan uzak olmadığı muhakkaktır. Bunu inkâr ; ahmaktır. Sen de hakikatte bende hiçbir ayıp görmüyorsan ahmaksın, (jlıilsin! Eğer bilip de gizliyorsan, inkâr ediyorsan münafık ve fitnecisin. Her jılıaldedenedim-i has ve ehl-i ihlâs olmaya lâyık değilsin’.
Buldan sonra o kişiyi sohbetinden kovmuş ve makamından indirmiş-
RUHÎ HASTALIKLARIN İLÂÇLARI
Daha önce belirtildiği gibi doktorluk ilminin iki gayesi vardır; Birincisi: Sıhhati korumak. İkincisi: Hastalığm giderilmesi, hastalığa sebep ol® şeylerin izalesi (..). Daha önce belirtildiği gibi insan nefsinin üç kuvveti iır. Birincisi: Temyiz kuvveti, ki bununla düşünür ve bakışlarını belirtir, si: Şehevânî kuvvet ki, kişi onunla faydayı celbeder. Üçüncüsü; Gazap hmetidir ki, zarar verici şeyleri giderir (..).
Temyiz kuvvetinin ifratı iki kısımdır; Zira bu kuvvetin ifratı, ya teorik ah-ila, ya da pratik ahlâkta olur (..).
Gaz^ kuvvetinin hastalıkları da üç nev’îdir: Def kuvveti şeklinde beliren takuvvetin ifratı; zararlı haşerat ve yırtıcı hayvanlar gibi aşırı gayz, kin ve in-likarac) olmaktır (.,). Gazap kuvvetinin
gitmektir. Gazabından cansız varlıklara vurup dövmek gibi gazan t redaet-i keyfiyet (kötülük niteliği) ile akıl üzerine hareket etmemr''% ‘ olan bir yola girmesidir ki cansız varlık bu dayaktan üzüntü duyı^^.'N dövenin kendi uzvu bundan rahatsız olur
Kuvveti şeheviyenin hastalığı da üç nev’îdir: Birincisi: İfratıdır ( cisi; Bunun tefritidir Şehvet kuvvetinin keyfıyet-i redaeti ki, içilmesi ve korunması aklen ve şer’an mübâh olmayan yerlerde icray-ı etmektir. Meselâ; toprak ve kömür yemek gibi... ''*>
Bu anlattıklarımız insan ruhunda beliren hastalık cinslerinin en tv.
olanlarıdır (..). Malûm olsun ki, ruh ile beden arasında sıkı bir alâka
Gazap kuvveti ile ilgili hastalıklar çoktur. En tehlikeli olanlar ise üçı dir: 1. Gazap, 2. Korkaklık, 3. Korku (..). ;
İnsanın gazap halleri şu tabakalarda belirir; 1. Gazabı geç gelir, çabuk çer. 2. Gazabı tez gelir, çabuk geçer. 3. Geç gelir, geç geçer. 4. Tez gelir, geçer (..).
Hulefâ-i râşidînden bazılan gazap halinde bir hükmü infaz etmekten,bu cezayı uygulamaktan çekinirlerdi. Çünkü gazap halinde bir ceza uygulanııket sırf Allah rızası için olmak gayesinden dönerek, nefse pay ayırmak ihtimab vardır. Nitekim Ömer Faruk (R.A.) bir sarhoşa ceza verirken, gazaba gelip bit. takım kızgınlık eseri olan kötü sözleri söylemeye başlamıştı. Derhal gazapb olduğunu düşünerek cezayı uygulamayı tehir etti (..).
Gazabın ikinci derecede birtakım zararları da vardır ki. Hoca Nasırî(Abi Evren) bunlan yedi sınıfta toplar. 1. Nedamet (Pişmanlık), 2. Bir cezaya uğramayı beklemek, 3. Dostların buğzetmesi (Sevgilerini yitirmeleri), 4. İnsanlardan birtakım reziller tarafından alay konusu olması, 5. Düşmana gülünç olma! ki, bu çok acıdır, 6. Mizacın değişmesi, bu da gazap anından doğar, 7.Ekme kapılmak, bu da hiddetlenince doğan bir haldir (..).
Kendim beğenme ve ilâcı: Ucub nedir? Yalan ve aldatıcı bir kanaate sap lanarak, kendisinde olan fazilet ve üstünlüğü, başkalannda o şekilde yok sanıp, kendisini yüksek vasıflara sahip bildiği için, yüksek mevkilere lâyık kabul etmektir (..).
‘Hünerim var deme hüner oldur/Anla noksanını! Kemâl budur!’ (..).
Mübahat ve İlâcı: Övünmek demektir. Ruhî faziletlerin dışındaki şeyktk övünmektir (..).
JVKra ve İlâcı: Mîra; münakaşa, kavga mücadeledir (..).tesettür tunik
