tesettür tunik ve ahilik bilgi

tesettür tunik ve ahilik bilgi

 Hazreti Muhammed, Çev. Hayrullah Örs, Remzi Kitabevi, İstanbul,
pr. Mikâil; İbn Sinâ ve Ahi Evren, Hz: Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı: İbn Sina Bininci Yılı Armağanı içinde, Türk Tarih Kurumu Yay, Ankara, 1984.
p[of. Dr. Mikâil; Ahi Evren Hace Nasirüddin’in Fütüvvet-Name’si, Eurobir-^isi,Sayı: 41, Mayıs 2008.
Prof Dr. Neşet; Fütüvvetnameler Nedir, Niçin Düzenlenmişlerdir? Makale-l^ljtelcmeler adlı eser içinde. Selçuk Üniversitesi Yayınları, Konya, 1983.
^j,Prof. Dr. Neşet; Ahiliğin Türk Ekonomisine Getirdikleri, Ahilik ve Esnaf ad-jjçinde, İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Dernekleri Birliği Yay, 1986, İstanbul. ig^Sadık: Ahilik Kummu ve Lonca’nın son çağlardaki Düşüşü-Yükselişi ve Tür-.lUnlıuriyeti’nde Esnaf Meselesinin Gelişmesine Giriş. Türk Kültürü ve Ahilik ki-çjde, Ahilik Araştırma ve Kültür Vakfı Yay, İstanbul, 1986.
ı^Sadık: Hacı Bektaş, Kırşehir ve Menderes’in Dramı, Cem Dergisi, Sayı; 18, (1992.
jSadık; Tıp, Felsefe ve Ahiliğin Sarmal Gelişimi, 11.10.2001’de, Ahilik Sem-gmmdasunulan bildiri.
prIı.Abdiilbaki; İslâm ve Türk İllerinde Fütüvvet Teşkilâtı ve Kaynaklan, İstan-fjiıersitesi İktisat Fakültesi Mecmuası. Cild XI. 1949-50.
|Bİı,Abdiilbaki; Burgâzî ve “Fütüvvet-Nâme”si, İstanbul Üniversitesi İktisat Fa-jMecınuası, 15. Cilt Ekim 1953-Temmuz 1954, No. 1-4. şi),Abdülbaki; Şeyh Seyyid Gaybî oğlu Şeyh Seyyid Huseyn’in “Fütüvvet-Nâ-tbıanbul Üniv. İkt. Fak. Mecmuası, 17. Cilt Ekim 1955-Temmuz 1956, No. 1-4.
|Bİı,Abdülbaki; “Fütüvvet-Nâme-i Sultanî” ve Fütüvvet Hakkında Bazı Notlar,
M Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası, 17. Cilt, Ekim 1955-Temrnuz 1956.
İPıof.Dr. Mübahat Türker; Kut, Fârâbî ve İbn Sînâ’daki Al-‘Akl Al-Fa’âl İçin Oluşturabilir mi? Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı tarafından derlenen ve 1984 ÜirlTarih Kurumu tarafından yayınlanan, “İbn Sina Doğumunun Bininci Yı-®^ı”adlı eserden.
Bir insanın kendi huyunu kesip atarak, başka bir huy elde etmesi ı müdür? Bu hususta hükemâdan üç görüş zikredilir:
Birinci görüş: Huyun değiştirilmesi mümkün değildir (..).
ikinci görüş: Huy iki nevidir: Birisi tabiîdir. Yani asıl hilkatte tan) mevcuttur ki, bunun değiştirilmesi mümkün değildir. Diğeri ise, anla^^^ ve alışkanlıklarla kazanılan huydur ki, bunun değiştirilmesi mümkündüı.
Üçüncü görüş: Ahlâkın değişmesi mümkündür. Zira hiçbir taj mj,, î değildir. Aksine haricî sebeplerle hâsıl olur. İslâm bilginlerinin hepsi ve % zoflann çoğu bu yolu doğru bulup tercih etmişlerdir (..).
İnsanın Doğuşundaki İlk Durumu
Bazı filozoflar; yaratılış, tam hayır, sırf kemâl üzerinedir. Amasomşei vânî hislere uymak, dünyanın çirkin sayılan işlerine bağlanmak, saadet \t hayır elde etmeyi ihmal etmek şer ve kötülük yapanlara karışmakla, a kazanmakla yaratılışa aykırı, çirkin huyların sahibi olunur. Kişi I yaratılışına zıt hareket etmiş olur. Nitekim hadîs-i şerifte: ‘Her doğan,Mm fıtratı üzerine doğar. Sonra ana-babası onu Hristiyan veya Mecûsî yapa' buyurulmuştur.
Bazı filozoflar da bunun aksi olan görüşü ileriye sürmüşlerdir. Btmteda-1er ki; İnsan, yaratılışı itibariyle hayır üzere değildir. Her ne kadar tuta cevheri nûrânî ise de, kötülükle karıştığı için şerre meyyaldir (..),
Filozofların ekserisinin görüşü ise şu şekildedir: İnsan nefsi, yaralılşnİ! ne sırf hayır, ne de sırf şer üzeredir. Bilâkis iki tarafa da istidadı vardır t ).
Büyük îslâm Ahlâkçüannm Huyun Değişebileceğini İzah EdeaFi!fflleıi;(.
C. Kınalızade’ye göre Ahlâkm değişmesi ve Ahlâk İlminin önemi;
Calinus’a göre bazı ahlâkın değişmesi mümkün, bazısı mümkün dejilı Zira bazı huyların dahi değişebilir olması bu ilıy/'""ilacın gerekliliğini a
İşte bunun gibi ahlâk ilmine ihtiyaç duyulduğu muhakkaktır, bilginler bunu doğrulamışlardır -ekten de bir cevhile kötülük üzerine olan bazı kişiler görülür ki, bun-ilminin, hikmetin ve marifetin bütün inceliklerinden uzun yıllar bir zerre öğrenmez. Ebû Ali İbn-i Sîaa bu hale ‘son dereceye varan diye isim venniş ve şöyle demiştir; ‘İlk şekil en parlak sonuç vericidir. 1*^pislikle (pis huyda) son dereceye varan kişi neticeyi çıkartmaktan aciz isteğine ulaşamaz...’ (..).
hikmet (pratik ahlâk) üç bölümdür. Burada konularım belirteceğiz
/jim filozof Nasır-ı Tûsî (Demek ki; Ahi Evren) der ki; Bu ilim, insan ' pjlııı nasıl bir huy edinsin ki, ondan meydana gelecek davranışlar güzel ve j^iılmüşolsun, bunu öğretir. O halde bu ilmin konusu isteğe bağlı olarak iyi, I p da kötü işlerin meydana gelmesi bakımından insan ruhudur. Buna göre 1 jvvelâ ‘insan ruhu’ nedir? Olgunluğa kavuşması neyle mümkündür?
I kuvvetleri nelerdir? Bilmek gerek ki, insan bunları tam bir hayır istikametinde i kullanarak isteğine kavuşur (..).
I Ruhun varlığmm isbatı: Malûm olsun ki, ruhun varlığı doğruluğu ilk biışta anlaşılan bir şeydir (..).
Ruhun cevher oluşu; Malûm olsun ki, her mümkün olan varlık iki kısma ; dayanır. Biri: Cevher, Diğeri; Araz’dır (..).
, Ruhun basit oluşu; Bu makamda ‘basit’ten murat; parçalarına bölünmeye,
I han kısımlanna aynimaya, kabil olmamasıdır (..).
Ruhun cisim ve cismanî olmadığı; İlkönce bilinsin ki, cisim o cevhere der-\ İftki, üç cihetle; yani uzunluk, genişlik ve derinlikte ayrılmayı kabul eder (..). Ruhun bizzat idrâk edici ve âletlerle tasarruf eylediğidir: Daha önce seçmişti. Ruh kendisini idrâk eyler, belki idrâk ettiğini dahi idrâk eyler Ruhun hislerle duygulanamayacağı; Çünkü yukarıda ruhun cisim ve cis-manî olmadığı malûm olmuştu. O halde hislerle duygulanamayacağı da apaçıktır (..).
Mukaddime’nin Sonu
! Gayeye ulaşmak için mühim ve lâzım bazı meselelerden bahsolunacaktır. Birincisi, insanın, âlemdeki varbklarm en mükemmeli ve en şereflisi olduğunu açıklamaktır (..).
i Hayvanların en mükemmel ve yükseği, insanlık âleminin ufkuna en yakın veonlann aşağıda olanı at, maymun ve fildir. Kuşlardan da papağandır. Bu nevilerden özellikle maymun ve filin zekâsı bellidir.
Bazı fertlerin birbirinden farklılığı ve üstünlüğü, kuvvetli anlayış, tahmin, hayret verici san’at gibi hallerle olur. Bazısının üstünlüğü bundan daha büyük mertebededir (..).tesettür tunik