tesettür tunik ve ahilik bilgilerimiz

tesettür tunik ve ahilik bilgilerimiz

 (Soy-sop). 4. İyilik ve güzellik (Güzellik), 5. Mal ve mülk (Zengin-Beden kuvveti (Kuvvetlilik), 7. Makam, şöhret, hizmetçileri, maiyeti, [inekleri Şeyler (..).
İstihza ve İlâcı: İsühza, bir kimseyi maskaralığa alıp hatırını kırmak, kal-j^,„ıjikmak demektir (..).
Gadr Vefa’nın zıddıdır (..).Baym: Zulüm ve haksızlık yapmak, zayıf düşmüş çaresizlerden intikam albaya kalkışmaktır (..).
Münâfeset Değerli bir şeye kavuşmak hususunda çekişmeye ve çekeme-meıliğedüşmektir (..). HocaNasiıî (Ahi Evren) der ki: Bu söylenilenler ekâ-tıiriçindir. Ama orta sınıf ve aşağı tabakayı meydana getiren kişilerin de herkesin göz diktiği eşyaya hırsla atılmaktan kaçınması gerekir (..)•
Bu saydığımız konularla gazabın ilâcını duyurmak ve bu konudaki nev’île-[ibeyan etmekteyiz (..). Yine bazı savaşlardan sonra Medine’ye döndüğünde sevgili Peygamberimiz Ashab-ı Kirama: ‘Küçük cihaddan büyük ciheıda dön-lük’buyurdular. Kâfirlerle gaza etmeyi ‘büyük cihad’ olarak bilen ashab: ‘Ya Resûlallah! Büyük cihad nedir?’ diye sorunca Allah’ın Resûlü şöyle buyurdu: 1161316 cenk etmek büyük cihaddır’ (..).
Krakaklık ve İlâcı: Cesur, hamiyetli ve gazaplı olunması gerekli olan yer-leıde asla hareket göstermeyip, korkaklık ifade eden acze düşmek (..).
Ölüm Korkusunım İlâcı: Ölüm korkusu bütün korkuların üstündedir. Her insana gelir. Bu nev’î korkudan da kurtulmak şarttır (..).
Anlaşıldı ki, itidalden hariç ömrü istemek kemal sahiplerine yakışmaz (..). Bukorkunun ilâcı: Hak olan inanca erişmeli, enbiya ve evliyaya uymalı (..).
Şehvet Hastalıklanmn Üâcı..
Şehvet kuvveti sebebiyle doğan ruh hastalıkları pek çoktur. Ama Hoca NasM’nin (Ahi Evren’in) belirttiğine göre en zararlıları dörttür: 1. Şehvetin ifratı. 2. Betalet, 3. Hüzün, 4. Haset. Bu dört ha.stalığın ilâcını bir bir açıklayalım:
Şehvetin ifratı ve ilâcı: Eğer şehvetin ifratı yenecek, içilecek cinsten ise ilâcı şudur: Düşünmeli ki, yeme içmenin lezzeti bir anlıktır. Bununla beraber önce ve sonraları zararları sayısızdır (..).
Cinsî şehvette ifrat üç yolla olur: I. Hayvan ve bu kabilden tab’an münasip ve mahal olmayan yerlerde şehvet çukuruna yuvarlanmak. 2. Kadınlardan nikâhsız olarak, yani şer’an caiz olan sının geçerek fuhşiyata dalıp, günahlara boğulmak. 3. Çok nikâhlann^Miı^cariye edinme yolunu tutmak. Her ne kadar
taaddüdü zevcata şer’an imkân verilmişse de, aralannda ■ d-mek korkusu varsa, birle yetinmesi Cenâb-ı Hak tarafmdLt*'' ' edilmiştir
Cinsî yaktnlaşmada aşırı gitmenin bedene, akla ve dimağa za ’ '
çok olduğu kesin olarak bellidir. İbn-i Sinâ bunu belinmişür (' Yolda yürürken, geçitlerden geçerken karşılaşılan bir kadına z bir defa bakmak, yani karşı karşıya gelince ilk bakış affolunmuşiuı^'''’^ ci ve üçüncü defaki bakışlar caiz değildir ve insana zararlıdır (..)
Tembellik ve İlâcı: Tembellik cahillere göre baldan daha laılı^ olayların sonucunu düşünen aklı başında kimselere, fazilet arayan m''^ lere göre öldürücü zehirden beterdir Nitekim Cenâb-ı Hak buvn ki: -‘Hakikaten insan için kendi çalışüğmdan başkası yoktur’
Hiçbir işte çalışmaksızın kendiliğinden başarıya erişileceğine, çaW cehennemden necat bulup cennete girileceğine dair hiçbir delil yoktut(^ Hüzün Hastalığı ve İlâcı: Hüzün ruhî bir elemdir ki, istenilen ve seviw^, şeyin geçmişte ele geçmeyişinden, kaybından; ya da gelecekte menfûtveçj kin bir şeyin kendisine geleceğinden doğar
İslâm filozofu İshak el-Kindî, ‘Defu’l-Ahzân’ isimli kitabında demişti, Hüzün zarurî olmayıp, yani kendiliğinden, zorunlu olarak doğan bir dunımoi. mayıp, bilâkis insan onu iradesini kötüye kullanarak kendine çeker Haset hastalığının İlâcı: Malûm olsun ki, haset hastalığı insan ruhununlus. talıklannın çoğunu ve nefsin isteklerinin hepsini içine alır
Hoca Nasirî (Ahi Evren) der ki: haset hastahğt bilgisizlik ile aç; birleşmesinden doğar
Yabancılar ve birbirine uzaklar arasında haset az olur İbnü’l-Mübarek hazretlerinden dahi rivayet edilir ki, İmam-ıl Hazretlerine ta’neden kimseleri işitince şöyle söylemiştir; ‘Hasetedilmdsiat yaşayan kimsede hayır yoktur”’('^^).
LİSAN’IN (DİL’İN) AFETLERİ VE İLÂa
Necat yollarına kavuşmak ve mânevi dereceler elde etmek 1
I bilsinler ki, lisanın âfeti en şiddetli ve en korkunç âfeüeıdenk Çoğunlukla Ademoğlu ‘insanlar, dilleriyle tesirleri nisbetinde ölçüliitki buyurulduğu gibi, lisanın ve dilinin mihnetini çeker.
Lisan yutıa bir kuşa benzer, onu salıverip başıboş bırakan kişiyi paıçalaı YaJan söz, vahşi kuşun pençesi gibi yaraiayıctdır („),
177-Kmahzade, Ahlâk-ıAlâî. s. 167-240
gijincı âfet; Malâyânîdir. Yani din ve dünya için faydası olmayan sözü eylemektir.
Bunlar yalan, gıybet ve fuhş ise haramdır (..). Zira vakit öldürmektir. Va-ljıöldürmek ise hüsran ve pişmanlığa sebeptir (..). Bütün malâyânî, haram plan şeyleri sormaktan doğar (..).
tldnci âfet; Lüzumsuz sözdür (..). Bu da malâyanîye yakın, belki ondan bir l,ıiinıdır (..).
Üçüncü âfet; Bâtıla dalmaktır. Yani bâtıl (boş ve asılsız) şeyleri işlemek, yapmaktır.
Meselâ; Haram olan aşk hikâyeleri, sarhoşluğa dair sözler, refah ve ulaştığı maddî nimetleri anmak, fuhş söylemek gibi şeyler bu guruba girer (..).
Dördüncü âfet; Mirâ ve cidaldir. Şer’an yasaklanmış olup, hikmet noktasından da çirkindir (..). Mirâ ve cidal, başkasının sözüne, müdahale ve itiraz ile'Öyle değildir’ diye reddetmektir. Mirâ kişiler arasında nefreti doğurur (..).
Beşinci âfet; Husumettir ki, bu mirâ ve cidalden şiddetlidir (..).
Altmcıâfet; Sözü normalin dışında (san’atkârane) konuşma şekline sokma hastalığı (kelâmla tasannu) (..).
Yedinci âfet; Kötü sözler söylemek, pis kelimeleri ağza alıp küfretmek (..). Yine Peygamber Efendimiz hakikî müminin çirkin söz söyleyemeyeceğini de belirtmiştir (..).
Sekizinci âfet; İnsana, hayvana veya cansız varlıklara lânet etmek (..). Ye-zid’elânet etmek de böyledir. Zira Hüseyin (R.A)’ın ve sair ehl-i beytin ölümüne rıza gösterdiği kesin değildir? (..).
Dokuzuncu âfet; Şarkı ve şiir söylemektir (..).
Buna göre musikinin hali mutlak olarak malûm helâl veya haram oluşu muayyen bir hükümle mahkûm değildir (..). Ancak hadis-i şerifteki ‘Bazı şiirler vardır ki, hikmettendir’ ifadeleri ile faydalı şiirler haram olmayıp. Din ve mukaddesatla alay eden, içki ve şaraptan bahseden, sefih eğlenceleri tasvir eden şiirler haramdır (..).
Onuncu âfet; Mizah (Şaka)’dır. İfratından kaçınılması gereklidir (..).
Onbüinci âfet; Tasahhur ve istihza. Başkalarının söz ve fiillerini hikâye etmek ve taklit de buna gİJ^sX-).
Onikinci âfet: Başkalannm sımnı yaymaktır ki, sahibi bundan zarar çeker. Hadis-i Şerifte bu manâ anlatılmıştır. Söylenilen bir ye yönelirse bu bir emanettir. İfşâ edilmesi hıyanettir (..). Bazı ha^*^\ arkadaşları bir söz söyler. Sonra da sorar. O kişiler o sim söyleye gizlerler. Kimi; unuttum, der. Bunun için demişlerdir ki; Yüksekti]'''''^
yerek söz vermişse sözünde durması gerekir. Durmazsa günahkâr olu,? ^
Ondördüncü âfet: Yalan (kizb)’dır Bazı faziletli kişilerden
yalan Hak Teâlâ hazretlerini yalanlamaya döner (..).
Onbeşinci âfet: Gıybettir. Gıybet bir kimsenin işittiği takdirde incimuç
timâJi olan şeyin söylenmesidir (..).
Onaltmcı âfet: Kovuculuktur (Lâf getirip, götürme, sg) (..). Onyedinci âfet: İki yüzlü veya iki dilli olmaktır (..).
On.sekizinci âfet: Övgüdür ki, bazı konularda bu yasaklanmıştır (.,) Ondokuzuncu âfet: Sözde meydana gelen ince hatâ ve kusurlardır ki ^
dan sakınmak zordur.
Yirminci âfet: Avamın, İlmî incelikleri, Kur’an’daki müteşabihleh,kj^,, ve kazanın sırrını, şeriat ve hikmetin sırlarının müşküllerini sormasıdır"üTt|
DİĞER REZİLETLER..
Üstünlük ve öğünme: (..). Hakikatte bu çirkin huy, kendini beğenmeileyj. landan mürekkeptir (..).
Cimrilik ve hasislik; Buhl’ün çirkin bir huy olup sehanın zıddı olraaklabû-yük bir rezilet olduğu malûmdur
FİLOZOF İBN MİSKEVEYH’ÎN; AHİ EVREN’ÎN DE YARARLANDIĞ
“ANA FÜTÜVVETNAME”Sİ VE PROF. DR. M. BAYRAM
Prof. Dr, Mikail Bayram, “Ahi Evren Hace Nasirüddin’in Fülüvvei-na-me’si” ba.şhklı yazısında. Filozof îbn Miskeveyh’ten de çok yerinde olarak önemle söz ediyor ve şöyle diyor: “Ahi Evren, bu eseri (Fütüvvetna-me’sini; sg) kaleme alırken önce ünlü Ahlâkiyatçı filozof İbn Miskeveytı'in (öl. 1030) Tehzibü’l-ahlâk’ (Ahlâkı güzelleştirmek) adlı eserini Farsça’yateı cüme etmiş, Ahiliğin temel esaslarım ve kuruluş felsefesini bunun üzerinebi-
gsere ek olarak ‘Hikmet-i İlmî’ ve ‘Hikmet-i amelî’ adını taşıyan Ueni'Ş'i'^ En sonuna da Eflâtun’un öğtitierini koymuştur” demek-
ı^’'', gibi burada. Sayın M. Bayram; Ahi Evren’in, “Ahiliğin temel ^vckunduş felsefesini”. Filozof İbn Miskeveyh’in, Tehzib ül-Ahlâk (i^'^jijıin üzerine kurduğunu söylemekle; özellikle bu güne kadar söyledi k-Çınımdan, son derece önemli, genel bilgi bakımından oldukça yeni bir *'^5i dile getirmektedir.
Çünkü Prof. Dr. Bayram, bu güne kadar; çoğunlukla Abbasîler’deki Fü-,.vel ile Selçuklular ve Osmanlılar’daki Ahilik üzerine daima yeni şeyler hemen hemen tek bilginimiz olarak, açıklamalannda daima Ahi Ev-merkeze almıştır.
Oetçidaha sonra Ahi Evren’in kayın babası Şeyh Evhadüddin Kiımânî’yi ^yine gerçeklere uygun olarak, oldukça öne çıkarmışsa da; Farabî’den pek ,j;la söz etmemekle birlikte, İbn Sinâ’dan, Eflâtun ve Aristo’dan, genellikle y®ri geldikçe söz etmesine karşılık; Filozof İbn Miskeveyh’i ^1 şimdiki gibi, bu konudaki önemini belirterek; sıradan bir filozofmuş gibi bile, gördüğümüz hiçbir eserinde anmamıştı!
Burada bize şaşırtıcı gelen yanın önemli bir nedeninin, daha önce de delindiğimiz gibi. Ahiliğin her şeyden önce felsefecil bir gerçek olduğu, buna taışın onunla çoğunlukla tarihçilerin, iktisatçıların ve ilâhiyatçıların meşgul olduğu, felsefecilerden ise Prof. Dr. H. Z. Ülken, Prof. Dr. Mübahat Türker Küyel ve benim dışımda, hemen hiç kimsenin ilgilenmemekte olması, F*rof.
Dr. M. Bayram’m ise, özellikle bu konuda felsefenin önemini daima belirtmekle birlikle, branşı gereği bu alana elinden geldiğince dikkatle girmesi olduğu kanısındayım.
Prof. Dr. Bayram, Ahilik bakımından felsefenin önemini birçok kez belirtmekle birlikte, örneğin, “İbn Stnâ ve Ahi Evren” başlıklı makalesinde, tam bir bilim adamı alçakgönüllülüğü ile; “Ayrıca bu konuyu bütün yönleriyle ve ağırhğı ile inceleyecek durumda olmadığnm da itiraf etmek zorundayım” demiş ve bu konuyu özellikle felsefecilerin ilgisini çekmek için ele aldığını da belirtmiştir
İşte, Saym Bayram’ın , bu alan ya da branş dışına çıkma sorunu bakımından da, şimdiye kadar İbn Miskeveyh’e değinmemiş olduğunu düşünüyorum.
Bu nokta, yukarıda da belirttiğim gibi, sorunun sadece bir yanıdır. Onun için bu konuyu anlama çabamızı biraz daha sürdüreceğiz.
Biz bu somnu, konuyla biraz ilgili olan herkesin de, hemen düşünebileceği ve göreceği gibi şöyle açıklıyoruz; Prof. Dr. M. Bayram. Ahilik ile ilgili gö-
Mikâil Bayram, İbn Sînâ ve Ahi Evren. Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı. İbn Sînâ ^^fnunun Bininci Ytlı Armağanı,Tarih Kurumu Yay, Ankara, 1984.tesettür tunik