tesettür ve felsefe konular

tesettür ve felsefe konular 

‘'Değer" (Wert, value, valeur, kıymet) kavramı, felsefe tarihinde öznelci ve nesnelci açılardan çok değişik şekillerde tanımlanmıştır. Öyle ki, bu tanımlar çokluğundan birlikli bir "değer" tanımı çıkarmak olanaksızdır, Bununla birlikte, değerlerin kaynağını öznede bulan öznelci ve hepsi olmasa da bazı değerlerin nesnel idealiteleri ve hatta muilak-Iıklan olduğunu ileri süren nesnelci değer anlayışlan açısından yapılmış "değer" tanımlannda ortak olarak dile getirilen bazı yönlere dikkat çekilebilir.
/) Öznelci Değer Tanımları
Bu tanımlar, birey veya toplum açısından yapılmalanna göre kendi içlerinde iki grupta toplanabilirler: /- Birey açısından değer; a) uğrunda uğraşılması, çaba gösterilmesi, gerçekleştirilmesi gereken; b) genellikle benimsenen, özenilen, önemsenen, üstün tutulan: c) nesne, olgu ve olaylann kendilerinde bulunmayan, fakat insan tarafından bunlara bireysel ve Öznel olarak atfedilen, yükletilen niteliktir, II- Toplum açısından değer; a) bir sosyal grubun veya toplumun bütününün kendi varlık, birlik, işleyiş ve devamını sağlamak ve sürdürmek için üyelerinin çoğunluğu tarafından uygun ve gerekli olduklan kabul edilen, aynı üyelerin ortak duygu, düşünce, amaç ve çıkarlannı yansıtan, genelleştirilmiş ilke ve inanç(lar)dır;tesettür b) grupların veya toplumlann arzu edileni ve edilmeyeni, beğenileni veya beğenilmeyeni, doğru olanı ve doğ-
Mersin Üniversitesi Felsefe BÖlümü’nün 3-4-5 Mayıs 2002 tarihlerinde Mersin’de düzenlediği “Mersin Felsefe Gün)eri”nde sunulan bildirinin metnidir. Aynı metnin “Değer Felsefesinin Temel Sonınlanna Toplu Bakış” başlıklı bölümü, bazı eklemelerle, Muğla Üniversitesi Felsefe Bölümü tarafından 16-17 Mayıs 2002 tarihlerinde Muğla’da düzenlenen “Bilgi ve Değer”

ru olmayan, belirleyen temel stanciam veya standankm Bu öznelci değer tanımlarına koşut olarak, değerlen ler ayırdedilir: a) Değerler, özneyle, onun arzulan, ilgUg^j tiyaç ve beklentileri ile ilgilidirler ve öznenin şeylere, nes^% lara yüklediği, atfettiği nitelikler olarak görünürler. b)De|e,|" nin teorik değil pratik bir yöneliminin ürünüdürler; bu demein '' 1ar, öznenin şeylere, nesnelere, olgulara sonradan eklediğin^ c) Değerlerin özneden bağımsız bir varlıklan, bir kendilikleri Değerler, "olan"ı değil, "olması gerekeni ifade ederler, e)Değerj^'^ nenin ilgi, amaç, arzu ve beklentilerine uygun olanlar,yani"ol^. ğerler" ve uygun olmayanlar yani "olumsuz değerler olarak ikjf(. nlırlar. f) Değerler, öznelliklerinden ötürü özneler arasında hepiı,,, ma konusu olurlar ve bunun sonucunda ortaya hep bir değerrdaif , mi çıkar.
Il-Nesnelci Değer Tanımları
Bu tanımlarda değerlerin bir gerçekliklerinin bulunduğundarık reket edilir. Bu gerçeklik, ideal, mutlak ve kutsal nitelikte olabiliri: demektir ki, değerler öznenin kendilerini hissetmesinden veyabilıa sinden bağımsız olarak vardırlar. Nesnelci değer anlayışı içerisiı^ metafıziksel, mutlakçı teleolojik ve teolojik anlayışlar ayırt edilebilı; ki, ileride bunlara tek tek değineceğim.
III- Değer Sınıflandırmaları
Değerler, öznelci ve nesnelci bakış açılarına göre farklı sınıflan damalara sokulurlar. Her iki açıdan yapılan sini flandırmalarda yer alan değer çeşitlerini, bir arada, şöylece gruplandırmak mümkündür: I. harcı (hedonist) değerler (olumlu: haz, olumsuz: acı), 2. bilgisel değerler veya bilgi değerleri (olumlu: doğru, olumsuz: yanlış) 3. ahlâksa! değerler (olumlu: iyi, olumsuz: kötü), 4. estetik değerler (olumlu: güzel, olumsuz: çirkin), 5. dinsel değerler (olumlu: sevap, olumsuz: günah).
söz konusu olduğunda şu sorunun öncelikle yanıtlanması gerektiğini belli etmeye yeterlidir: Değerlerin bir gerçekliği var mıdır; yoksa onlar öznenin birer yargısından mı ibarettirler?
Aşağıda, felsefe tarihinde değerlere ilişkin olarak ortaya atılan görüşler üstünde tarihsel ve sistematik yönlerden ve sadece değinmeler düzeyinde dururken, amacım, bu görüşleri bu soruya getirdikleri yanıtlar ve aynca bizzat bu yanıtlann yol açtığı bazı temel sorunlar bakımından irdelemek ve değerlendirmek olacaktır.
2. Felsefe Tarihinde Değerler Sorununa Kısa Bir Toplu Bakış /- Antikçağda Değerler Sorunu
I- Sofistlerin Değer Relativizmi
Felsefe tarihinde relativizmin ilk temsilcileri olan sofistler, en ünlü sofist Protagoras'm "insan her şeyin ölçütüdür" önermesinden anlaşılabileceği gibi, aslında öznelci ve insan-merkezci bir felsefe tipinin de habercileridir. Protagoras'm ünlü önermesini değerler somnu açısından irdelediğimizde, sofistlerin değerleri insana ait yüklemeler, öznenin şeylere atfettiği nitelemeler saydıktan açıktır. Kendileri özellikle değerler sorunu üstünde durmamış olmakla birlikte, sofistlerin felsefe tarihi boyunca sık sık karşımıza çıkan öznelci/relativist değer anlayışının ilk habercileri olduklannda şüphe yoktur. Sofistler ilk kez kendilerinin yapmış olduğu, doğal olan, physei ile "sonradan insan eliyle konulan", thesei ayrımı doğrultusunda, başta eşitlik ve adalet olmak üzere, değerlerin thesei alanına (insani ve sosyal alana) aidiyetlerinin altını çizmişlerdir. Değerler doğa yasalannın tümel geçerliliğine sahip ola-mamalan, tam tersine insan eliyle sonradan konulmuş (thesei) olmaları dolayısıyla, herkes için her zaman geçerli olamazlar.tesettür Bu durum, toplumsal yaşamdaki değerler çokluğunu, değerler konusunda fiilen yaşanan relativizmi de açıklar. Bunun gibi, Prodikos, inanç ve değerlerin psişik kaynaklı, yani insanın düşünme ve duygulanımlarının (pathos)
tur düşüncesidir. Ortaçağ bu düşünceye, onu daha belir J aforizmayı ekler: exfactis nıores et leges, ex moribus (Olgudan ahlâk ve töre, ahlâk ve töreden olgu çıkar). tinus, Platon’unkine benzer bir varlık hiyerarşisi geliştirirken nn asli ve temel değerlere sahip bulunduklarını, yani değerin^^^ bir niteliği olduğunu söyler ve yine Platon gibi, varlık hiyerarjıjj* şut bir değerler hiyerarşisi geliştirir. En değerli varlık,Tann, en,J
bulunur. Tanrı'nın altında melekler, onlann altında ruh, en altta
ziksel nesneler yer alır. Thomas da varlıkta mükemmellik den söz ederken, her dereceye denk düşen değerler bulunduğunu Thomas, ontolojiyi aksiyolojiye (değer teorisi), aksiyolojiyi de ontot,^ jiye dayandırmak konusunda kapsamlı çalışmalar yapmış oimasıjjj dikkati çeker ve onun değer konusundaki görüşleri, Katolik Kilisesi'na, aynı konudaki resmi görüşü olarak benimsenir.
III- Yeniçağda Değerler Sorunu
I- Hümanizm ve Aydınlanmada Değerler Sorunu Hümanizmi ve özellikle Aydınlanma'yı akla ve bilime (deneysel bilime) duyulan inancın karakterize ettiği bilinir. Bilim sadece olgularla ilgilenir ve değer yönünden nötr ve yansız bir faaliyettir. Bilimsel araştırma ahlâktan, siyasetten, dinden, ideolojiden, dolayısıyla değerlerden bağımsız olarak yürütülür. Bilim ancak ve sadece olgulan betimler, açıklar ve öndeyilerde bulunabilir, kendisi asla değer yargısı veremez ve zaten değer yargısı üretemez. Olgu yargısı - değer yargısı ayrımı, olan - olması gereken ayrımı yapılmadan bilimsel faaliyetin özerkliği sağlanamaz. Aydmlanmacı tin, "varlık" kavramını bir metafizik kavramı sayar ve benimsemez. Aynı tin, "varlık"tan değil "nesne" ve "olgu'lardan söz edilebileceğini belirtir ve ilkçağ ve ortaçağ insanının varlıkla (doğrusu: nesne ve olguyla) değeri özdeşleştirmesini kategorik olarak reddeder. Olguya değer yüklemek, bilgiye inanç bulaştırmak, evreni Tann'ya bağlamak,j0fl(^\önelik bilimsel faalivet için-tesettür