tesettür tunik ve ahilik bilgi konular
ve Ahiliğin çok nadir kaynaklarından biri olan son derece değerli Eflâtun’un bu konuda koyduğu ilkeleri ve özellikle “Dört Erdem”!lu ve değerli bir biçimde yeniden işlerken; yine Eflâtun’un koydukf''''' Fütüvvetname’lerde sürekli olarak anılan bazı ilkeler koymaktave!^^-dem 1er belirtmektedir (•
İşte bu erdemlerin başında, “Cönıertlik” gelmektedir. Kı.saca; pra^ nm ötesinde, teorik olarak, “Cömertlik” erdeminin, Fütüvvetname’leregj'
İşte, îbn Miskeveyh’in; “Dört Frdem” başlığını koyduktan sonra, bubaşiıj^ tında, beşinci bir erdem olarak. Cömertliği sayması ve anlatması; bize her şeyden önce, bundan ileri gelmektedir. “Her şeyden önce” diyorum ■ kü bunun bazı ek nedenleri de olduğu düşüncesindeyim. Örneğin, “dön dem”in ve hattâ “dört” sayısının, kutsallık kazanmışça yerleşmesi ve bu da dört’ün, örneğin “beş” yapılamaması; bence bu ek nedenlerden birisi gerektir.
Fütüvvemame’ler ile, Sokrat ve Fflâtun bağlantısını; “Sokrat ve Eflâtunij^ Günümüze Ahilik” adlı eserimizde göstermiştik. Şimdi böyle bir bağm, | Miskeveyh’in, alıntılar yaptığımız eseri ile; çok daha açık olarak varlığım termeye girişmiş bulunuyoruz.
Bu eser konusundaki bağa, yukarıda belirttiğimiz üzere bizden önct Furobirlik Dergisinin Mayıs 2008 tarihli sayısında. Prof. Dr. Mikail Bayıjj değinmiştir. Biz burada sadece, 2000 yılında yayınladığımız kitabımızdaki t zimizi doğrulayan ve güçlendiren bu gerçeği daha geniş olarak göstermeye j. rişmiş bulunuyoruz.
İbn Miskeveyh, Cömertliğe ayırdığı alt bölümden sonra şu başlık ile de-vam ediyor:
“Adalet’in Kapsamma Giren Faziletler”. Bu ana erdemin kısa açıklamaa yok. Yazar doğrudan, onun alt erdemlerini saymaya girişiyor. Biz de bu eı demlerin belli bir bölümünü, kısa açıklama gibi veriyoruz:
“Bunlar dostluk, yakınlarla ilişkiyi sürdürmek, ödüllendirme, iyi muame le, bir şeyi güzelce yerine getirmek, sevgi, dindarlık, kin gütmemek, kötülüğe iyilikle karşılık vermek, lütufkâr olmak, bütün durumlarda insanlıktan ayni mamak, düşmanlıkları terk etmek, doğru ve hoş görülmeyen kimselerden söz nakletmemek, doğru olan kimselerin davranışlarından söz etmek, haddcezası veya zina iftirasına yol açan öldüıme veya el kesmeyi gerektiren şeylerşöyk dursun, Müslüman için yararlı olmayan her sözü terk etmek , bayağı ve düşi insanların sözleri karşısında hareketsiz kalmamak, insanlar arasında her türlü dilenciliği meslek edinen kimselerin sözlerine itibar etmemek...”
"Dostiuk, Ülfet, ödüllendirme. Yakınlarla ilişkiyi sürdürmek. Sevgi, Dindarhk..gibi erdemleri, birer paragrafta açıklamaya
■(1 dediği, ama gerçekle beş adet olduğunu gördüğümüz erdemleri anlat-
^l,enıen sonra. “Faziletlerin Orta Yol Oluşları” alt bölümünü açıyor. “Or-görüşünün de doğrudan doğruya Filozof Aristo’ya ait olduğunu biliyo-* 0ı) bolümde. “Fiiller, durumlar, zaman ve diğer nitelikler (kategoriler) derken, yine Aristoteles’in bir eserini anmış oluyor. Sonra erdem-j^l.onusunda, şu örnekleri çoğaltarak, “orta yol” açıklamaları yapıyor;
•Hikmet, sefihlik ile aptallık arasında orta bir yoldur (..)”, “Zekâ, sinsilik budalalık arasında bir durumdur. Zira her ortaıun iki ucundan biri aşmhk, jljkide yetersizliktir “İffet, iki kötülük arasında yer alır; bunlardan biri
jçgözlülüköteki ise gevşekliktir (..)”, “Cömertliğe gelince, bu iki kötülük ara-(,„da bir durum olup biri savurganlık ve israf, ötekisi ise cimrilik ve kıskançlı)® “Adalet, haksızlık etme ile haksızlığa uğrama arasında yer alır (..)”
Sonra da şu açıklama ile devam ediyor; “Yukarıda, bütün canlılar arasında insanın kendi özünü tamamlamada kendi kendisine yeterli olmadığını, iyi bir tıiyai sağlamak ve işlerinin doğru olarak yürümesi için birçok kimsenin ona yardımcı olması gerektiğini belirttik. Bu nedenle filozoflar, ‘insan, yaradılışı ıiıbanyla medenîdir’ demişlerdir (..). Bu yüzden o (birey), insanlarla iyi ilişki-krkurmak ve onlan içten sevmek zorundadır (..).
Öyleyse fazileti, zühde, insanlardan uzaklaşarak dağlardaki mağaralara ve-yaçöllerdeki manastırlara çekilmekte ya da ülkeleri dolaşmakta görenler, saydığımız İnsanî faziletlerden hiçbirini elde edemezler. Çünkü insanlara kanşıp, kentlerde yaşamayanlarda iffet, yiğitlik, cömertlik ve adalet kendisini göstermez. Aksine, o kimselerde bulunan güç ve kabiliyetler bir iyilik ve kötülüğe yonelıilmedikleri için körleşirler (..). Diğer faziletler için de durum aynıdır”. Böylece birinci bölüm bitiyor
İkinci bölüm, “Ahlâk ve Huy” başlığını taşıyor.
Şöyle diyor; “Ahlâk, nefsin düşünüp taşınmadan kendi fiillerini ortaya koymasını sağlayan durumdur (..). Stoacılara göre, bütün insanlar doğuştan iyi olarak yaratılırlar, sonra kötü insanlarla arkadaşlık ederek, eğitimle giderilemeyen kötü arzulara sürüklenerek kötü kişiler olurlar”.
Başka bir başlık şöyle; “Ahlâk Sanatı Sanatların en Üstünüdür” ve bu alı bölümde şöyle diyor; “Bu sanat, yani insan olması itibarıyla insan fiillerini iyileştirmeyi amaçlayan ahlâk sanatı, sanatların en üstünüdür; bu husus aşağıdaki açıklamalarımızdan anlaşılacaktır (..). Diğer mesleklerin şeref bakımından mertebeleri, ilgili olduğu şeyin cevherce bulundukları mertebelere
Meslekler tek tek incelendiğinde bu açıkça ortaya çıkar. Söz lekler arasında hayvan derilerinin ıslahını ele alan tabaklık sanat şerefli ve en üstün cevherlerin iyileştirilmesini amaçlayan tıp ve ği vardır”.
Başka bir başlık da şöyle; “Fazileti İsteme ve Eksiklikten ran”. Şöyle diyor: “Akıllı insanın ödevi, insan vücuduna ânzolaii^'T''^ leri ve mecburî ihtiyaçlarını gidermek ve tamamlamak için onlan dır”. Sonra bir başlık altında “Yemek Kuralları”, bir başka başlıkta, “(v'^ Kuralları”, başka bir başlıkta da, “Oturup KalkmaKuraUan” anlatılıyo^N
tün bunların “Fütüwetname”leri ne kadar andırdığı görülüyor
Üçüncü bölüm de, “İyilik ve Mutluluk arasmdaki fark” başlığım ta. Bölümün içindeki konu başlıkları da sırasıyla şöyle: I. İy'üğin Kısin,/^ 2. AUah İlk İyiliktir, 3. Aristo’ya göre Mutlulu^n bölümleri, 4. Sokrat, Eflâtun ve Diğerlerine göre Mutluluk, 5. Araştıncı Filozoflara^ Mutluluk, 6. Yüce Mutluluk, 7. Mutluluğa ulaşma şartları, 8. Aklın zevüç Mutlu kişinin mutlu olarak kalması, 10. Aristo’ya göre Ahiret, ll.ZevIdnj^ lümleri
Dördüncü bölümün başlığı; “Insaıun Fiilleri”. Bu Bölümün ilküçba^|,|| sırasıyla şunlar: “Yiğitlik, Cömertlik, Adalet”. “Şehvetlerin Birbiriyle meleri” başlığı altında şöyle diyor: “Yukarıda açıkladığımız gibi fazilette lahk, ancak bizzat insanı ilgilendiren adalette söz konusudur”. Şöyle devar, ediyor; “Öyle ise, akıllı kimsenin ilk görevi, kendisine karşı adaleti uygulana, sidir. Bunun nasıl yapılacağını ve güçlerden biri taşkmiık yaptığı zaman atı larında dengenin nasıl sağlanacağını yukarıda açıkladık (..).
“Aristo bu durumda olan bir kişiyi, birçok yönden çekilen ve sonunda!» güçlere yenilen bir kimsenin durumuna benzetir”. Başka bir başlık da; “Sevgi felsefesi”. Şöyle diyor: “Kimilerine göre bütün varlıklann düzeni ve dununla-rınm iyilik içinde olması sevgiye bağlıdır (..). Diğer bir deyişle, dost, dostunu sever ve kendisi için istediğini onun için de ister (..). Şehrin yöneticisi,bütün tedbirleriyle ancak vatandaşlar arasında sevgiyi yerleştimıeyi amaçlat ( )”(190).
188-Ibn Miskeveyh, 1983. s. 36-65.
189-İbn Miskeveyh, 1983. s. 73-96.
190-Ibn Miskeveyh, 1983. s. 97-121.
Beşinci bölümün başlığı; “Sevginin Türleri”. Şöyle diyor: “Dostluk,sevgi nin özel bir türü olup buna “meveddet” (muhabbet; sg) denir. Ayncabu,sevgi gibi büyük sayıda insanlar arasında yerleşemez (..). İyi insanlar arasındaki dostluk, sırf iyilik içindir ve onun sebebi iyiliktir (..)”.
İkinci başlık; “İlâhî Sevgi”. Şöyle diyor: “Bu İlâhî aşkın fazileüerindenbiri de, eksikliği kabul etmemesi ve ona entrikanm karışmaması, hükiimdannili-
aması ve sırf iyilere mahsus olmasıdır (..)• İyiler arasındaki sev-ne de menfaate bağlıdır. Fakat onlar aralarında esas itiba-/'"^'^uygunluk bulunduğu için birbirlerini severler. Bu da iyiliğe yönelme ıhmadır (..). İşte bu dürüstlük ve iyiliği istemedeki eşitlik, onların
tunu birliğe götürür. Bunun içindir ki dost, ‘sen olan bir başkasıdır’, di-/^ımlanır ve bu dost az bulunur (..).
guderecelerin her birinin de kendisine has bir liyakat ve uyulması gereken
I,jtsö7. konusudur. Adalet konulmazsa fazlalık ve eksiklik meydana gelir, ivgilerde bozukluk görülür, yönetim değişir ve işler tersine döner”.
jjlııncı başlık; “Filozoflarm Sevgisi”. Şöyle diyor: “Filozofların sevgisine ilince.bu ana-baba sevgisinden daha üstün ve daha yücedir. Çünkü onlar ne-■(İjrimizi eğitmekte ve hakikî varlığımızın sebeplerini teşkil etmektedirler li
Felsefe öğrencisinin filozofa ve iyi bir öğrencinin, iyiliği öğreten öğretmeli olan sevgisi, birinci sevgi türünden olup aynı amacı taşır (..). Ayrıca öğret-jıen,manevî bir baba ve beşerî bir eğitici olup onun iyiliği, İlâhî bir iyiliktir ( ), Sevgi ve dostlukta hile yapan kimse, altın ve gümüş parada hile yapan Ijtnseden daha kötü bir duruma düşer. Filozof (Aristo), hileli sevginin, hileli ılım ve gümüş paralar gibi kısa bir sürede bozulup değerini kaybedeceğini soylemişür”.
Sekizinci başlık; “İyilik Yapan Kimse”. Şöyle diyor: İyilikte bulunan kimse, iyilikte bulunduğu kimseyi gerçekten sever ve ondan bir yarar beklemez („). Açıktır ki, bunların en üstün derecede olam iyüik için iyilik yapan kimsedir (..). Öyleyse mutlu kimse, dost kazanan, dostlarına bol bol iyilikte bulunmak için çalışan kimsedir”.
Dokuzuncu başlık; “Füozoflann Dostluk Anlayışları”. Şöyle diyor: “Aristo jöyleder: ‘İnsan, iyi durumda da kötü durumda da dosta muhtaçtır. Kötü du-ramda iken dostlannın yardımına, iyi durumda iken de onların yakınlığına ve iyilikte bulunacak kimselere muhtaçtır’ Sokrat da bu konuda aynen şöyle der "Hiçbir kimsenin sevgisiz yaşaması mümkün değildir. İsterse dünya bütün iyilikleriyle ona yönelsin. Dostluk konusunun küçük olduğunu sanan kimsenin kendisi küçüktür’(..).
Onuncu başlık; “Dost Edinmenin Şartlan”. Şöyle diyor: “Bir dost edineceğimiz zaman, onun davranışlarının çocukluğunda ana-babası, kardeşleri ve ya-kınlanyla nasıl olduğunu sormalıyız Daha sonra onun teşekkür etmesi gereken kimselere teşekkür edip etmediğini veya nankörlük edip etmediğini araştır
Daha sonra onun alün ve gümüşü sevip sevmediğim, bunlan bınktirmeyi küçümseyip küçümsemediğini, onlara karşı hırsh olup olmadığım iyice incele
Aynca onun başkanhğı aşm derecede sevip sevmediğine bak! Çünkü üstünlüğü ve başkanlığı aşın derecede seven kimse, sana aynı ölçüde dostluk
göslennez, sana verdiği kadarla karşılık verirsen, buna razı olma, gurur onu, dostlarım küçümsemeye ve kendisini onlardan üstün sevkeder
Öte yandan dostlan çok olan kimse, onların haklarım yerine Görevlerinin bir kısmını bilerek ihmal eder ve bir kısmında kusur^''*'’^ Bazen de çelişik durumlara düşer. Yani bir dostunun sevincine kah^ diğerinin üzüntüsünü paylaşmak için yardımcı olmak ister Bunuıl^H te dostluk edeceğin kimselerde bulunmasuu tavsiye ettiğini faziletijj”''''' küçük kusurlarım araştumana yol açmamahdır. Yoksa hiç kimse kusursuz olamaz ve bu yüzden dostsuz kalırsın
Onbirinci başlık; “Dostu Gözetme”. Şöyle diyor; “Bu şart sadecedd^, için değil, seninle ilgili her şey için geçerlidir Öte yandan do^ tartışmaktan özellikle kaçm. Gerçi herkesle münakaşa etmekten sakınmai^^ Arkadaşla tartışmak dostluğu kökünden söküp atar
Eğer gerçekten bir ilme sahipsen veya eğitim ve ö^tim görmüşbiı^ isen, bu konuda dostuna cimrilik etmekten sakm İlim adamlan bittidı^ ni dünya ehlinin birbirlerini gördükleri gibi görmezler. Çünkü dünya azdır. Bir topluluk ona koşunca bir diğerine engel olur ve her biri öie^ nasibini eksiltmeye çalışır. İlim ise, bunun tersine bir durum arzeder. Birin;,^ aldığından ötekisi mahrum kalmaz. Hattâ harcadıkça artar, dostlukla gdi^n verdikçe çoğalır ve bollaşır. Bir ilim adamı ilminde cimrilik ederse, buon„ kötü hallerinden dolayıdır (..).
Sonra, arkadaşlann ve çevrenle alay etmekten sakın, onlardan hiç biıiıj kendisiyle ilgili bir şeyi anlatmaya zorlama Koğuculuktan ve bununla J.
gili sözleri dinlemekten sakın Eskiler, bu konuda ‘Kelile ve Dinme’kim. bındaki arslanla öküz hikâyesine benzeyen birçok misaller verirler (.,). Zayii olmasına rağmen kurnaz tilkinin güçlü yırtıcı hayvanlann arasına onları helik ettiğini anlatan hikâye bilinmelidir. Aynı şekilde sağ hükümdarların aralarına doğru öğüt veren kimselerin kılığına bürünerek girip onların samimiyetle yönetimlerini sağlamlaştırmak için çalışıp çabalayan vezirlerine karşı güvenlerini sarsan koğucular da böyledir”tesettür tunik
